Kategori: Bülten

  • Apilex Bülten #13

    Apilex Bülten #13

    27 Temmuz – 2 Ağustos tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Ticari Reklam Yönetmeliğinde İndirim, Influencer ve Yapay Zeka Düzenlemeleri

    Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 1 Ağustos 2026’da yürürlüğe girecek. Değiştirilen 14. maddeye göre indirimden önceki fiyat, mal satışına ilişkin reklamlarda indirimin başlangıç tarihinden önceki on gün içinde uygulanan en düşük fiyat; çabuk bozulabilen mallar ile hizmetlerde ise indirimli fiyattan bir önceki fiyat olarak belirlendi. Koşullu satış ve sadakat programı reklamları da bu hükümlere tabi kılındı.

    Yönetmeliğe eklenen 23/A maddesi, sosyal medya influencerlarının maddi kazanç, ücretsiz veya indirimli ürün ya da etkinlik katılımı yoluyla menfaat sağladığı paylaşımlarda “Reklam” veya “Tanıtım” ibaresini zorunlu tuttu. 18. maddeye eklenen fıkrayla, tüketicinin ekonomik davranışını etkileyecek biçimde yapay zeka kullanılması veya insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi halinde bu durumun açıkça belirtilmesi zorunlu hale getirildi. 28/C maddesinde tüketici değerlendirmelerine cevap süresi yetmiş iki saatten kırk sekiz saate indirildi.

    Kaynak

    Yabancı Plakalı Araçların İhlalli Geçişlerinde Yeni Ceza

    Ücretli Karayollarında Yabancı Plakalı Araçlara Ait Geçiş Ücretleri ve İdari Para Cezaları ile Cezaların Tahsiline İlişkin Yönetmelik, 29 Temmuz 2026 tarihli ve 33324 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi; 2017 tarihli önceki yönetmelik yürürlükten kaldırıldı. Düzenleme, 6001 sayılı Kanunun 30. maddesine dayanıyor.

    Yönetmeliğin 5. maddesine göre yabancı plakalı araç sürücüsünün geçiş ücreti toplama sistemlerinden birine abone olması ve yeterli bakiyeli etiket bulundurması esas kılındı. 6. maddede ihlalli geçişte kademeli ceza belirlendi: ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde ödeme yapılırsa idari para cezası alınmıyor; bu on beş günü takip eden otuz gün içinde geçiş ücretiyle birlikte bir kat, kırk beşinci günden sonra ise dört kat idari para cezası tahsil ediliyor. 8. maddeye göre ceza, sürücünün vatandaşlığına ve tebligata bakılmaksızın bilgilendirme ile tahsil ediliyor; borç ödenmeden aracın yurt dışına çıkışına gümrük idaresince izin verilmiyor.

    Kaynak

    Kamu Kurumlarının İnternette Kişisel Veri Paylaşımına İlişkin İlke Kararı

    Kişisel Verileri Koruma Kurulu, kamu kurumlarının, belediyelerin, il özel idarelerinin ve üniversitelerin internet sitelerinde kişisel veri paylaşımını yaygın bir ihlal alanı olarak tespit ederek bağlayıcı bir ilke kararı aldı. Karar 28 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

    Kurul; sınav sonuçları, personel duyuruları, kura listeleri, ihale ve taşınmaz kayıtları gibi belgelerde ad-soyad, kimlik numarası, adres ve puan bilgilerinin sıklıkla açıkta yayımlandığını belirledi ve bu tür yayımlamayı başlı başına bir veri işleme faaliyeti saydı. Buna göre bir paylaşımın geçerli bir işleme şartına dayanması, amaç için gereksiz verilerin maskelenmesi veya çıkarılması, içeriğin belirli bir sürenin sonunda kaldırılması ve aydınlatmanın yapılıp ispatlanması gerekiyor. Sınav ve kura sonuçlarında e-Devlet veya kimlik doğrulamalı erişim öneriliyor. İlkeler yalnızca web siteleriyle sınırlı değil; e-posta, kurum içi yazışma, pano ve ilan tahtaları da kapsamda. Mevcut yayımların ivedilikle gözden geçirilmesi istendi; uymayan veri sorumluları idari yaptırımla karşılaşabilecek.

    Kaynak


    GLOBAL RADAR

    AB Yapay Zeka Yasası’nın Yüksek Riskli Yükümlülükleri Ertelendi

    AB Yapay Zeka Yasası’nı değiştiren Dijital Omnibus düzenlemesi, 24 Temmuz 2026’da AB Resmî Gazetesi’nde yayımlandı ve 27 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi. Düzenleme, Yasa’nın risk temelli mimarisini korurken uygulama takvimini yeniden belirledi.

    Yüksek riskli sistemlere ilişkin yükümlülükler için başlangıçta öngörülen 2 Ağustos 2026 tarihi geri alındı. Bağımsız kullanılan (Annex III) sistemlerde yükümlülükler artık 2 Aralık 2027’de, ürün güvenliği mevzuatına gömülü (Annex I) sistemlerde ise 2 Ağustos 2028’de başlayacak. Bu kapsamda biyometri, kritik altyapı, istihdam, kolluk, göç ve yargı gibi alanlarda kullanılan sistemler yer alıyor.

    Buna karşılık 2 Ağustos 2026 tarihi; şeffaflık yükümlülükleri, yönetişim ve yaptırım çerçevesi ile mevcut yasakların uygulanması bakımından yürürlükte kaldı. Yapay zeka ile üretilen içeriklerin makine tarafından okunabilir biçimde etiketlenmesi zorunluluğu 2 Aralık 2026’da başlayacak. Aynı tarihte, rıza dışı mahrem veya cinsel içerik üreten sistemler ile çocukların cinsel istismarına yönelik içerik üreten sistemlere açık yasak getirildi. Düzenleme ayrıca AB Yapay Zeka Ofisi’nin denetim yetkilerini genişletti.

    Kaynak

    Avrupa Komisyonu’ndan Google’a DMA Kapsamında 890 Milyon Euro Ceza

    Avrupa Komisyonu, 23 Temmuz 2026’da Google hakkında Dijital Piyasalar Yasası (DMA) kapsamında iki ayrı uyumsuzluk kararı vererek toplam 890 milyon Euro para cezası uyguladı. Bunlar, DMA kapsamında Google’a kesilen ilk cezalar oldu.

    İlk kararda Komisyon, Google’ın alışveriş, otel, ulaşım ve spor gibi kendi hizmetlerini arama sonuçlarının üst sıralarında, gelişmiş görsel ve filtrelerle öne çıkardığını; üçüncü taraf hizmetlere aynı görünürlüğü tanımadığını belirledi. İkinci karar kapsamında ise Google’ın geliştiricilerin kullanıcıları mağaza dışındaki daha ucuz tekliflere yönlendirmesini kısıtladığını tespit etti.

    Google’a kararlara uyum için 60 gün süre verildi; uyulmaması halinde dünya çapındaki günlük cirosunun yüzde 5’ine kadar günlük ceza uygulanabilecek. Şirket kararlara karşı yargı yoluna başvurabileceğini açıkladı. Daha önce DMA kapsamında Apple’a 500, Meta’ya 200 milyon Euro ceza verilmişti.

    Kaynak


    LEGALTECH SAHNESİ

    New York Barosu’ndan Yapay Zeka ve Avukat-Müvekkil Gizliliği Raporu

    New York City Bar Association, üretken yapay zekanın avukat-müvekkil gizliliği üzerindeki etkisini ele alan bir rapor yayımladı. Başkanlık Görev Gücü tarafından Haziran 2026’da hazırlanan raporda, büyük dil modellerinin ve bu araçların gizlilik politikalarının, gizli ve ayrıcalıklı bilgiler bakımından doğurduğu riskler incelendi.

    Raporun merkezinde, avukatın müvekkiline ait bilgileri tüketici seviyesindeki bir yapay zeka aracına girmesinin gizliliği ortadan kaldırıp kaldırmadığı sorusu yer aldı. Raporda, mahkemelerin bu araçları bir yazılım “aracı” olarak mı yoksa “insan yerine geçen bir muhatap” olarak mı nitelediğine göre sonucun değiştiğine dikkat çekildi; ikinci yaklaşımda, bilginin üçüncü bir tarafa açıklanmış sayılması nedeniyle gizlilik korumasının kaybedilebildiği belirtildi. Bu tartışmanın, bir federal mahkemenin sanığın yapay zeka platformuyla yazışmalarını gizlilik kapsamı dışında bıraktığı güncel bir kararla somutlaştığı ifade edildi.

    Raporda avukatlara somut adımlar önerildi: müvekkil sözleşmelerinin güncellenmesi, gizli bilgilerin bu tür platformlara aktarılmaması ve müvekkillerin girilen verilerin karşı tarafça görülebileceği konusunda uyarılması. Mevcut meslek kurallarının yeterli olduğu, ancak eğitim ihtiyacının arttığı sonucuna varıldı.

    Kaynak

    Gizli Komutla Yapay Zekayı Yanıltan Avukatlara Ceza

    Brezilya’da Pará eyaletindeki Parauapebas 3. İş Mahkemesi, iş yargısında kullanılan yapay zeka sistemini yönlendirmek amacıyla dava dilekçesine gizli bir komut yerleştiren iki avukatı para cezasına çarptırdı.

    Mahkeme, dilekçeyi yapay zeka aracılığıyla incelerken beyaz zemin üzerine beyaz yazı tipiyle gizlenmiş, insan gözüyle fark edilemeyen bir metin tespit etti. Söz konusu metin, yapay zekaya dilekçeyi yüzeysel biçimde değerlendirmesi ve kendisine hangi talimat verilirse verilsin belgelere itiraz etmemesi yönünde bir komut içeriyordu. “Prompt injection” olarak adlandırılan bu yöntem, bir yapay zeka sistemine, işlediği belgenin içine gizlenmiş talimatları gerçek içerikle karıştırarak uygulatmayı hedefliyor. Sistem, gizli komutu tespit ederek işleme almadı.

    Hâkim, eylemi yargının saygınlığını zedeleyen bir davranış olarak niteledi ve avukatları dava değerinin yüzde onu oranında, yaklaşık 84 bin Real tutarında para cezasına mahkûm etti. Karar, avukatlar hakkında disiplin işlemi başlatılması için baroya ve mahkeme teftiş kuruluna bildirildi. Baro, iki avukatı tedbiren otuz gün süreyle meslekten uzaklaştırdı.

    Kaynak


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’nin Kaldırılması: Düzenleyici Boşluk, İdari Takdir ve Yargısal Denetim Üzerine

    Av. Hayri Efe SAVRAN

    “…Kaldırma kararının hukuki etkisi, görünen sadeleştirmeyle sınırlı değildir. Yönetmelikte yer alan hem şirketleri koruyan (madenciliği engelleme yasağı) hem de vatandaş ve kamuyu koruyan (detaylı prosedürel güvenceler) hükümlerin birlikte yürürlükten kalkması, geriye çerçeve nitelikli Maden Kanunu hükümleri ile 2010 tarihli Uygulama Yönetmeliği’ni bırakmaktadır. Bu durum, Bakanlığa idari takdir alanının önemli ölçüde genişlediği bir alan açmaktadır….”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #12

    Apilex Bülten #12

    20 – 26 Temmuz tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Şirket Telefonundaki Mesajların İzinsiz Okunması

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanın işverene ait şirket telefonundaki kişisel WhatsApp yazışmalarının işverence izinsiz okunarak fesih gerekçesi yapılmasını hukuka aykırı buldu. Olayda işveren, çalışana zimmetli şirket telefonunun iadesini istedi; cihaz üzerinde yaptığı incelemede ulaştığı WhatsApp yazışmalarını tutanak altına alarak iş sözleşmesini haklı nedenle feshetti. İşveren, cihazın iş amaçlı tahsis edildiğini, mesajlarda patron ve çalışma arkadaşları hakkında hakaret bulunduğunu savundu. Çalışan ise kişisel verileri silmesine imkân tanınmadan yazışmalarının izinsiz okunduğunu, feshin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek işçilik alacakları ve manevi tazminat talebiyle dava açtı. 

    Yerel mahkeme, işverenin çalışanın özel yazışmalarını okuma, tutanak altına alma ve fesih gerekçesi yapma hakkı bulunmadığına, feshin haksız olduğuna ve özel hayatın gizliliğinin ihlali nedeniyle manevi tazminata hükmetti. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararı hukuka uygun buldu. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı oy birliğiyle onadı. Karar, işverene ait cihazdaki kişisel yazışmaların özel hayatın gizliliği kapsamında korunduğu yönünde emsal niteliği taşımaktadır.

    Kaynak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 12.01.2026 T., 2025/9161 E., 2026/2 K.

    CHIANGMAI, THAILAND -FEBRUARY 7, 2017:Google Hangouts application on LG Nexus 5. Hangouts allows to make voice calls and send sms, mms messages.

    Yeni Kira Sözleşmesinde Tahliye Taahhüdünün Durumu

    Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tahliye taahhüdünün düzenlenmesinden sonra taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi imzalanması halinde kira ilişkisinin yenilendiğine ve önceki taahhüdün hükümsüz kaldığına hükmetti. Somut olayda Manavgat 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu incelemesiyle taahhütnamedeki imzanın kiracıya ait olduğunu tespit ederek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve kiralananın tahliyesine karar verdi. Karar kesin nitelikte olduğundan Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz yoluna başvurdu. Başvuruda, taahhütten sonra taraflar arasında 11.09.2024 başlangıç tarihli ve noter tasdikli yeni bir kira sözleşmesi imzalandığı, davacı vekilinin de tarafların anlaştığını ve davanın konusuz kaldığını bildirdiği ileri sürüldü. Daire, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352/1. maddesine atıfla tahliye taahhüdünün geçerlilik şartlarını sıraladı; yeni sözleşmeyle kira ilişkisinin yenilenmesi karşısında eski taahhüdün hükümsüz kaldığı gözetilmeden karar verilmesini usul ve yasaya aykırı buldu. Karar, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle kanun yararına bozuldu.

    Kaynak: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2026/2077 E., 2026/1766 K.


    GLOBAL RADAR

    Yapay Zeka Telif Uzlaşmasında Eğitim İle Veri Temini Ayrımı

    Kaliforniya Kuzey Bölgesi Federal Mahkemesi, Anthropic’in dil modeli eğitiminde korsan kitap kopyaları kullandığı iddiasıyla açılan toplu davada 1,5 milyar dolarlık uzlaşmayı 20 Temmuz 2026’da onayladı. Dosyanın hukuki eksenini, eğitim fiilinin kendisi ile eğitim verisinin ediniliş biçimi arasındaki ayrım oluşturdu. Mahkeme önceki aşamada, usulüne uygun satın alınan kitapların model eğitiminde kullanılmasını adil kullanım kapsamında gördü; eğitimin eserin kendisini ikame etmediğini, ortaya farklı amaca hizmet eden bir sonuç çıktığını esas aldı. Korsan kaynaklardan indirilen eserlerle kalıcı bir dijital kütüphane kurulmasını ise bağımsız bir telif ihlali saydı. Taraflar uzlaşmayı yalnızca bu ikinci fiil üzerine kurdu. Mahkeme uzlaşmayı adil, makul ve yeterli buldu ve dosyaya sunulan 53 itirazın tamamını reddetti. Davacı vekilleri 187,5 milyon dolar ücret talep etti; mahkeme bu tutarı emsal içtihattaki çarpan aralığını aştığı gerekçesiyle 101,5 milyon dolara indirdi. Karara karşı otuz günlük temyiz süresi işlemektedir.

    Kaynak: Bartz v. Anthropic PBC, No. 3:24-cv-05417 (N.D. Cal. 20.07.2026)

    Bilirkişinin Yapay Zeka Promptları Usul Yönünden İncelemeye Açıldı

    Connecticut Federal Bölge Mahkemesi sulh yargıcı, bir çevre davasında bilirkişinin rapor hazırlarken kullandığı üretken yapay zeka promtlarının karşı tarafa sunulmasına karar verdi. Dava, New Haven’daki bir akaryakıt terminalinin şiddetli hava olayları ve sel gibi iklim kaynaklı risklere karşı yeterince hazırlıklı olup olmadığına ilişkin iddialardan doğdu. Davacı tarafın bilirkişisi, davalıların ibraz ettiği belge yığınını daraltmak ve incelemeye değer belgeleri ayıklamak için ticari bir yapay zeka aracından yararlandığını belirtti. Yapay zeka kullanımını raporunda açıkladı; ancak davalılar kullanılan promtların da paylaşılmasını talep etti. Yargıç, bilirkişinin yönteminin delil incelemesine açık olduğunu belirtti ve belge havuzunun hangi ölçütlerle daraltıldığını raporun dayandığı metodolojinin ayrılmaz parçası saydı. Promtları, bilirkişilerden istenebilen formül veya yazılım kodu gibi yöntemsel unsurlarla aynı kategoride değerlendirdi. Davacı taraf karara itiraz etti. Bölge hâkimi, itiraz sonuçlanıncaya kadar kararın icrasını durdurdu; inceleme sürüyor.

    Kaynak: Conservation Law Foundation, Inc. v. Shell Oil Co., No. 3:21-cv-00933 (D. Conn. 18.05.2026)


    LEGALTECH SAHNESİ

    CSAM Tarama Teknolojisi İle Şifreleme Geriliminde Apple Lehine Karar

    Kaliforniya Kuzey Bölgesi Federal Mahkemesi, Apple’ın iCloud depolama alanında çocukların cinsel istismarına ilişkin materyali (CSAM) taramamasından doğan sorumluluk iddiasını, İletişim Ahlakı Yasası’nın 230. bölümü (Section 230) uyarınca reddetti. “Amy” ve “Jessica” takma adlı iki davacının açtığı ve 2.680 kişilik bir sınıfı temsil eden davada, Apple’ın PhotoDNA gibi mevcut araçları kullanmayı reddederek kendi geliştirdiği NeuralHash sisteminden vazgeçtiği ve iCloud dosyaları için uçtan uca şifreleme uyguladığı ileri sürüldü. Davacılar bunu bir “tasarım kusuru” olarak nitelendirdi. Mahkeme, iddiaların Apple’ı üçüncü kişi içeriğinin yayıncısı konumuna yerleştirdiğini; CSAM tespiti yapan bir aracın içeriği incelemeyi gerektirdiğini ve bu tür tasarım kararlarının Section 230 kapsamında bağışıklık taşıdığını değerlendirdi. Hâkim Noël Wise, şirketleri CSAM’i proaktif tespit ve rapor etmeye zorlayan bir yasa bulunmadığını, bu boşluğu gidermenin yasama organının yetkisinde olduğunu belirtti. Dava, yeniden açılamayacak şekilde reddedildi.

    Kaynak: Amy et al. v. Apple Inc., 5:24-cv-08832, 2026 WL 2031817 (N.D. Cal. 13 Temmuz 2026)

    LAPD, Denetimde Yüksek Hata Oranı Çıkan AI Plaka Tanıma Ağını Askıya Aldı

    Los Angeles Emniyet Müdürlüğü (LAPD), Flock Safety’nin yapay zeka destekli plaka tanıma (ALPR) kamera ağıyla üç yıllık sözleşmesini Temmuz 2026’da yenilememe kararı aldı. Karar, LAPD Genel Müfettişliğinin 14 Temmuz 2026 tarihli denetim raporunun ardından geldi. Rapora göre iki aylık inceleme döneminde sistem 161 hatalı çalıntı-araç uyarısı üretti; doğru şekilde çalıntı tespit edilen 337 uyarıyla birlikte değerlendirildiğinde hata oranı yüzde 32,3 olarak hesaplandı. Rapor, bu isabetsizliklerin bireysel özgürlük menfaatlerini etkileyebileceğini, kamu güvenini zedeleyebileceğini ve önemli hukuki ile mali sorumluluk riskleri doğurabileceğini belirtti. Denetim, plaka kayıtlarının zamanında güncellenmemesinin hatalı durdurmalara yol açabileceğini tespit etti ve mevcut sözleşmelerin toplanan verileri yeterince korumadığı sonucuna vardı. Müfettişlik, güncellenmiş koruma önlemleri yürürlüğe girene kadar programın genişletilmesinin askıya alınmasını önerdi. LAPD, veri sahipliği, veri paylaşımı ve ihlal sorumluluğu konularında yeni sözleşme koşulları müzakere ettiğini açıkladı.

    Kaynak: LAPD Office of the Inspector General Denetim Raporu, BPC No. 26-184 (14.07.2026)


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    Konut ve Çatılı İş Yeri Kira Bedelinin Belirlenmesi ve Kira Tespit Davası

    Av. Emrah KARATAY

    “…Rayiç bedelin tespiti davası, kira sözleşmesinde artış hükmü bulunsa da bulunmasa da açılabilir. Bu tespit, kira sözleşmesinin yenilenmesinden itibaren beş yıl geçtikten sonra talep edilebilir. Kanun koyucu, rayiç bedelin tespitine ilişkin davanın her beş yılda bir açılabileceğini öngörmekle birlikte, beş yıldan önce böyle bir talepte bulunulmasını yasaklamıştır. Dolayısıyla, taraflar sözleşme süresi dolmadan önce bu davayı açamazlar…”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #11

    Apilex Bülten #11

    13 – 19 Temmuz tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Kişisel Veri Suçunda Resen Soruşturma Anayasa’ya Uygun Bulundu

    Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun 139. maddesinde yer alan ve “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunu şikâyete bağlı suçların dışında bırakan ibarenin iptali istemini oy birliğiyle reddetti. İtiraz başvurusunda, TCK m. 136 kapsamındaki bu suçun resen soruşturulmasına karşılık daha nitelikli kabul ettiği özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun takibinin şikâyete bağlı tutulmasının, korunan hukuki değer bakımından benzer konumdaki kişiler arasında eşitsizlik doğurduğunu; kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 20. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürülmüştü.

    Mahkeme, ceza muhakemesinde suç şüphesinin öğrenilmesiyle soruşturmanın resen başlatılmasının esas olduğunu, hangi suçların şikâyete bağlı kılınacağını suçun niteliği ve kamu düzeni bakımından taşıdığı önemi gözeterek belirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunduğunu belirtti. Kararda, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde verilmesi veya ele geçirilmesinin yalnızca bireysel menfaati değil, toplumun kişisel verilerin korunmasına duyduğu güveni ve kamu düzenini de etkilediği ifade edildi.

    Eşitlik incelemesinde ise farklı hukuksal menfaatleri koruyan suç tiplerinin takibinin farklı usul kurallarına bağlanmasının kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmadığı, farklı hukuki konumdaki faillerin farklı düzenlemelere tabi tutulmasının eşitsizlik doğurmayacağı sonucuna varıldı. Anayasa Mahkemesi, kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olmadığına 16 Nisan 2026 tarihinde oy birliğiyle karar verdi.

    Kaynak: T.C. Resmî Gazete, 14 Temmuz 2026, Sayı: 33310 (AYM E.2026/34, K.2026/81)

    İzinsiz Ticari SMS Gönderen Şirkete Ceza

    Kişisel Verileri Koruma Kurulu, açık rıza olmaksızın pazarlama amaçlı ticari elektronik ileti gönderdiği ve telefon numarasını hukuka aykırı biçimde işlediği gerekçesiyle bir tasarruf finansman şirketine 1 milyon lira idari para cezası uyguladı. Kayseri’de bir avukat, açık rızası ve bilgisi olmaksızın cep telefonu numarasına pazarlama amaçlı SMS gönderilmesi, ardından sesli aramalar yapılması üzerine, açık rızasının alınmadığı ve aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle Kurula şikâyette bulundu.

    Şirket savunmasında, telefon numarasının başka bir müşteri tarafından sisteme eklendiğini, şikâyet üzerine ilgili kişiye ait tüm verilerin sistemden kalıcı olarak silindiğini ve SMS panellerinden engellendiğini ileri sürdü.

    Kurul, 6698 sayılı Kanun kapsamında açık rızanın veri işleme faaliyetinden önce, belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle verilmiş olması gerektiğini değerlendirdi. Kararda, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile İleti Yönetim Sistemi (İYS) düzenlemelerine atıf yapılarak, veri sahibinin onayı bulunmaksızın ticari elektronik ileti gönderilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtildi.

    Kurul, telefon numarasının üçüncü bir kişi aracılığıyla temin edilerek işlenmesini de hukuka aykırı bularak şirkete 1 milyon lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

    Kaynak

    KVKK, Kanun Kapsamına Girmeyen Halleri Özel Sayı Bülteninde Ele Aldı

    Kişisel Verileri Koruma Kurumu, 2026 “15 Temmuz Özel Sayısı” bülteninde “6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Kapsamına Girmeyen Haller” başlıklı bir değerlendirmeye yer verdi. Yazı, Kanun’un 28. maddesinde düzenlenen ve uygulamada tam ile kısmi istisnalar olarak ayrılan hâlleri konu alıyor.

    Maddenin birinci fıkrasındaki tam istisnalarda Kanun hükümleri hiç uygulanmıyor. Bu kapsamda kişisel verilerin gerçek kişilerce münhasıran kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler çerçevesinde işlenmesi; resmî istatistikle anonim hâle getirilerek araştırma, planlama ve istatistik amaçlarıyla işlenmesi; sanat, tarih, edebiyat, bilim veya ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi ve millî savunma, millî güvenlik, kamu güvenliği ile kamu düzenine yönelik faaliyetler yer alıyor.

    İkinci fıkradaki kısmi istisnalarda ise Kanun’un yalnızca üç maddesi devre dışı kalıyor: aydınlatma yükümlülüğünü düzenleyen 10. madde, zararın giderilmesini talep etme hakkı hariç ilgili kişinin haklarını düzenleyen 11. madde ve Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğünü düzenleyen 16. madde. Bu istisna; suç işlenmesinin önlenmesi veya suç soruşturması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş veriler, yetkili kamu kurumlarının denetim ve düzenleme görevleri ile Devletin ekonomik ve mali çıkarlarının korunması hâllerinde geçerli oluyor. İstisnaların, Kanun’un amacına ve temel ilkelerine uygun ve orantılı olması şartı korunuyor.

    Kaynak: Kişisel Verileri Koruma Kurumu, 15 Temmuz Özel Sayısı Bülteni (2026)


    GLOBAL RADAR

    EDPB’den Blockchain-GDPR Rehberi

    Avrupa Veri Koruma Kurulu (EDPB), 8 Temmuz 2026’da yaptığı genel kurul toplantısında, kişisel verilerin blockchain teknolojileri aracılığıyla işlenmesine ilişkin rehberinin (Guidelines 02/2025) kamuoyu istişaresi sonrası nihai versiyonunu kabul etti. Rehber, farklı blockchain mimarilerinin kişisel veri işleme bakımından doğurduğu sonuçları ele alıyor ve veri sorumluları için GDPR uyum çerçevesi sunuyor.

    Rehber, blockchain kullanımına karar verilmeden önce aynı amaca daha az müdahaleci bir teknolojiyle ulaşılıp ulaşılamayacağının, DPIA kapsamında gerekçelendirilmesini bekliyor. Kişisel verilerin mümkün olduğunca zincir dışında (off-chain) tutulmasını; açık metin, şifreli veya hash’lenmiş kişisel verinin zincir üzerinde saklanmamasını öneriyor. EDPB, hash’lenmiş verinin de kişisel veri sayıldığını ve teknik imkânsızlığın GDPR yükümlülüklerine uymamak için gerekçe gösterilemeyeceğini vurguluyor.

    Silme hakkı dâhil ilgili kişi haklarının blockchain kullanımıyla ortadan kalkmadığı; teknik tasarımın silme veya etkili anonimleştirmeyi mümkün kılması gerektiği belirtiliyor. Rehber ayrıca, rızanın geri alınması fiilen mümkün değilse rızaya dayanılmamasını, smart contract’ların GDPR m. 22 kapsamında otomatik karar verme niteliği taşıyabileceğini ve kuantum bilişim dâhil şifreleme risklerinin işleme yaşam döngüsü boyunca periyodik olarak yeniden değerlendirilmesini öngörüyor.

    Kaynak: Guidelines 02/2025 on processing of personal data through blockchain technologies (v2.0)

    Meta’nın Rızasız Görsel İşleme Özelliği, “Varsayılan Opt-Out” Tartışmasını Yeniden Açtı

    Meta, 7 Temmuz 2026’da tanıttığı Muse Image görsel üreticisinde, kullanıcıların herkese açık Instagram hesaplarını etiketleyerek o hesaptaki fotoğrafları yeni yapay zeka görsellerinde referans almasına imkân tanıyan işlevi, üç gün sonra geri çekti. Tartışmanın hukuki merkezinde, bir kişinin görüntüsünün ve fotoğraflarının, kendisinden açık rıza alınmaksızın üçüncü kişilerce yapay zeka üretimlerinde işlenebilmesi yer aldı.

    Özellik, 18 yaş üstü herkese açık hesaplar için varsayılan olarak etkinleştirilmiş; kullanmak istemeyenlerin ayarı elle kapatması öngörülmüştü. Hukuki eleştiriler iki noktada yoğunlaştı: veri işlemenin rıza yerine varsayılan katılıma dayandırılması ve hesap sahibine ne önceden onay ne de sonradan bildirim sağlanması. Bu yapı, kişisel verinin işlenmesinde açık ve önceden alınmış rıza standardını esas alan veri koruma rejimleriyle karşılaştırmalı olarak gündeme getirildi; kişilik hakkı ve deepfake yoluyla oluşturulabilecek gerçek olmayan görüntüler de riskler arasında sayıldı.

    Meslek kuruluşları CAA ve SAG-AFTRA, korumanın istisna değil varsayılan olması gerektiğini savunarak açık rıza modeli talep etti. Meta, 10 Temmuz 2026’da işlevin “hedefi ıskaladığını” belirterek yalnızca bu referans alma özelliğini devre dışı bıraktığını, Muse Image’ın görsel üretme ve düzenleme işlevlerinin kullanımda kaldığını duyurdu.

    Kaynak: Meta Newsroom, “Introducing Muse Image” (7 Temmuz 2026 duyurusu, 10 Temmuz 2026 güncellemesi)

    EDPB, Yapay Zeka Eğitiminde Web Scraping Rehber Taslağını Görüşe Açtı

    EDPB, 8 Temmuz 2026’da üretken yapay zeka modellerinin eğitimi ve fine-tuning’i için internetten büyük ölçekli ve otomatik kişisel veri toplanmasını ele alan rehber taslağını (Guidelines 03/2026) kamuoyu görüşüne açtı. EDPB, GDPR’ın; scraping, verilerin çıkarılması, saklanması, yapılandırılması veya erişilebilir hâle getirilmesi gibi işleme faaliyetleri içerdiğinde uygulandığını belirtti.

    Taslak, ilk olarak rol dağılımına odaklandı: scraping’i yapan taraf her zaman veri sorumlusu olmadı; scraping kriterlerini ve veri setinin oluşturulmasını belirleyen yapay zeka geliştiricisi sorumlu, hizmeti sağlayan taraf ise somut durumda işleyen ya da müşterek sorumlu sayıldı. Şeffaflık bakımından, bireysel bilgilendirmenin orantısız olduğu hâllerde kamuya açık, ayrıntılı bir aydınlatma metni öngörüldü.

    Veri minimizasyonu, scraping öncesi tasarım yükümlülüğü olarak ele alındı; robots.txt, ai.txt ve CAPTCHA gibi önlemlerle scraping’e karşı irade gösteren kaynakların dışlanması istendi. Hukuki sebep tarafında meşru menfaat otomatik dayanak sayılmadı, üç aşamalı denge testi arandı. Özel nitelikli veriler için ise GDPR m. 6 yanında ayrıca m. 9/2 istisnası gerekli görüldü. Taslak 30 Ekim 2026’ya kadar görüşe açık kaldı.

    Kaynak: European Data Protection Board, Guidelines 03/2026 on web scraping in the context of generative AI


    LEGALTECH SAHNESİ

    Garante’den Character.AI’a 158 Bin Euro İdari Para Cezası

    İtalyan Kişisel Verileri Koruma Kurumu (Garante), Character.AI adlı üretken yapay zeka hizmetini işleten ABD merkezli Character Technologies Inc. hakkında 158 bin euro idari para cezasına hükmetti. Karar, kullanıcıların (reşit olmayanlar dâhil) sanal karakterler oluşturup onlarla sohbet edebildiği hizmete ilişkin olarak, Kurumun resen başlattığı soruşturma sonucunda 3 Temmuz 2026’da alındı.

    Garante, veri koruma mevzuatına yönelik çeşitli ihlaller tespit etti. Kullanıcılara verilerinin nasıl işlendiğine dair sunulan aydınlatma metninin yetersiz olduğu; bu kapsamdaki bir işleme faaliyeti için hizmet başlatılmadan önce yapılması gereken veri koruma etki değerlendirmesinin geç yapıldığı; AB temsilcisinin atanmasında gecikildiği belirtildi. Kurum ayrıca reşit olmayanların korunmasına ilişkin güvencelerde ve yaş doğrulama prosedürlerinin etkinliğinde eksiklikler saptadı.

    Garante, soruşturma sırasında şirketin aldığı önlemleri kayda geçirmekle birlikte, çocukların erişebildiği üretken yapay zeka tabanlı bir eğlence hizmetinin taşıdığı riskleri gözeterek ek tedbirler emretti. Şirketin yaş doğrulama sistemlerinin düzgün çalışmasını sağlaması, engellenen küçüklerin yeniden kayıt olmasını önleyen mekanizmaların etkinliğini güvence altına alması ve reşit olmayanların profillerini varsayılan olarak gizli moda ayarlaması istendi. Şirket, aldığı önlemleri kararın tebliğinden itibaren 120 gün içinde Kuruma bildirecek.

    Kaynak

    ABD Federal Mahkemesinden AI İle Hazırlanan Dilekçeye Yaptırım

    ABD Michigan Doğu Bölge Mahkemesi, bir sosyal güvenlik davasında sunulan özet karar talebindeki maddi olgu çarpıtmaları nedeniyle davacı avukatı ve bürosu hakkında Federal Hukuk Muhakemesi Kuralları m. 11 (Rule 11) uyarınca yaptırıma hükmetti. Mahkeme, 13 Temmuz 2026 tarihli kararında dilekçedeki ifadelerin idari dosyayla desteklenmediğini tespit etti; örneğin hekimin “konuşmasında belirgin bir bozukluk fark etmedim” notunun dilekçeye tam aksi biçimde yansıtıldığını belirtti.

    Avukat sorumluluğu kabul edip ifadeleri geri çekti ve hataların, idari dosyayla yeniden doğrulanmamış önceki çalışma ve özetlere dayanmaktan kaynaklandığını açıkladı; büronun hacimli tıbbi kayıtları özetlemek için zaman zaman yapay zeka kullandığını kabul etti. Mahkeme, avukatın daha önceki bir kararda var olmayan içtihatları atıf gösterme konusunda yapay zeka kaynaklı riske karşı uyarılmış olduğunu hatırlattı ve çarpıtmaların iradî olduğu sonucuna vardı.

    Mahkeme, parasal ceza yerine caydırıcılık için etik ve yapay zekanın etik kullanımına ilişkin sürekli hukuk eğitimi derslerinin tamamlanmasını; ayrıca Rule 11(c)(1) uyarınca büronun sorumlu tutulması gereğince, aynı bölgedeki derdest dilekçelerin benzer hatalar bakımından gözden geçirilmesini emretti.

    Kaynak: U.S. District Court, Eastern District of Michigan — No. 1:26-cv-10137-PTM, Opinion and Order (13 Temmuz 2026, Hâkim Patricia T. Morris)


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    “Lex Sportiva” Kavramı ve Ulusal Hukuk Sistemleriyle Çatışması

    Av. Furkan ÖZBEK

    “…Teoride kusursuz görünen bu uluslarüstü spor düzeni, pratikte devletlerin egemenlik hakları ve kendi vatandaşlarını korumak amacıyla koyduğu “emredici hukuk kuralları” ile sık sık kafa kafaya çarpışır. Ortada iki farklı norm grubu vardır: Bir tarafta ulusal iş hukuku, ceza yasaları ve anayasal güvenceler; diğer tarafta ise spor kuruluşlarının oyunun kurallarını belirleyen talimatları; örneğin, yabancılık unsuru taşıyan bir antrenör ile futbol kulübü arasındaki sözleşmesel uyuşmazlık, sadece FIFA oyuncu statüsü kurallarına göre mi çözülecektir, yoksa tarafların bulunduğu ülkenin emredici iş kanunu hükümleri mi devreye girecektir?…”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #10

    Apilex Bülten #10

    6 – 12 Temmuz tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Sağlık Verileri: Geçmiş Tanılar İşe Girişte Esas Alınamayacak

    Sağlık Bakanlığı’nın Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’i 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Yönetmeliğe eklenen 13/A maddesiyle, kişiler önceden konulmuş tanılarının güncel sağlık durumlarını yansıtmadığı gerekçesiyle sağlık hizmeti sunucularına başvurarak yeniden değerlendirme talep edebilecek.

    Düzenlemeye göre, tanının kişinin güncel durumunda bulunmadığına ilişkin durum bildirir sağlık kurulu raporu alınması hâlinde, ilgili mevzuattaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, işe giriş süreçleri başta olmak üzere tüm iş ve işlemlerde geçmişte konulmuş tanılar esas alınamayacak. Yeniden değerlendirme, tek hekim tanılarında üç hekimli sağlık kurulunca, kurul tanılarında ise tam teşekküllü sağlık kurulunca yapılacak.

    Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

    Kaynak

    Elektronik A.TR: 150 Avro Altı AB Gönderilerinde Yeni Sistem

    Ticaret Bakanlığı, Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi (BGB) kapsamında AB’ye ihracatta elektronik A.TR Dolaşım Belgesi düzenlenmesine yönelik sistemi kullanıma sundu. Sistem, Bakanlıktan operatör yetkisi alan hızlı kargo firmaları ile posta idaresinin kullanımına açıldı.

    Düzenlemeye göre, BGB kapsamında AB ülkelerine ihraç edilen ve değeri 150 avroyu aşmayan eşya için, e-ticaret iş modeline uygun kolaylaştırılmış A.TR Dolaşım Belgesi, BGB veri alanları uyarınca otomatik oluşturulabilecek. Bakanlık düzenlemenin dayanağını, Gümrük Birliği’nin yasal çerçevesinin korunması ve Türkiye ile AB arasında e-ticarette ikili ve tercihli bir mekanizmanın tesisi olarak belirtti.

    Uygulamaya ilişkin usul ve iş akışlarını içeren “BGB Kapsamında Elektronik A.TR Dolaşım Belgesi Düzenlenmesine İlişkin Kılavuz” da yayımlandı. Kılavuzda beyan oluşturma esasları ile belgelerin doğrulama, sorgulama ve görüntüleme işlemleri yer alıyor.

    Düzenleme, AB’nin 1 Temmuz 2026 itibarıyla düşük değerli gönderilerde de minimis muafiyetini kaldırmasıyla oluşan yeni gümrük dönemine denk geldi.

    Kaynak

    AYM: Hatalı İnfaz Oranına İtirazın Gerekçesiz Reddi Kanunilik İhlali

    Anayasa Mahkemesi, koşullu salıverilme oranının kanunda öngörülen üçte iki yerine hatalı biçimde dörtte üç belirlenmesine yapılan itirazın gerekçesiz reddedilmesini, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin (Anayasa m.38) ihlali saydı. 27/1/2026 tarihli ve 2023/5933 başvuru numaralı karar, 6 Temmuz 2026 tarihli ve 33302 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.

    Başvurucunun gizliliğin ihlali ve suçluyu kayırma suçlarından içtima edilen cezası, müddetnamede 3713 sayılı Kanun’un 17’nci maddesine göre dörtte üç oranıyla infaza konuldu. Mahkeme, dörtte üç oranının yalnızca Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar için geçerli olduğunu; bu suçların anılan kapsamda bulunmadığını belirtti.

    Kararda, infaz oranının cezanın infaz süresini doğrudan etkilediği için kanunilik ilkesi kapsamında değerlendirildiği; derece mahkemelerinin başvurucunun itirazlarını gerekçelendirmeden reddetmesinin belirsizlik doğurduğu tespit edildi. İhlalin giderilmesi için dosya yeniden değerlendirme amacıyla infaz hâkimliğine gönderildi.

    Kaynak

    MEB’den Okullarda Kişisel Veri Güvenliği İçin 10 Maddelik Tedbir

    Millî Eğitim Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü, merkez ve taşra teşkilatı ile eğitim kurumlarında işlenen öğrenci, veli, öğretmen ve personel verilerine ilişkin 10 maddelik tedbir yazısı yayımladı. Yazıda, kişisel verilerin 6698 sayılı Kanun’a uygun, yalnızca görev gerekleriyle sınırlı ve amaçla bağlı süre boyunca işlenmesi gerektiği vurgulandı.

    Düzenlemeye göre, okul internet siteleri ve sosyal medya hesaplarında sınıf listeleri, öğrenci numaraları, T.C. kimlik numaraları, sınav ve devamsızlık bilgileri ile fotoğraf ve videoların kamuya açık yayımlanması yasaklandı. Daha önce yayımlanmış bu tür içeriklerin geriye dönük gözden geçirilerek kamuya açık erişimden kaldırılması istendi.

    Bakanlık ayrıca sistemlere erişimde kullanıcı adı, parola ve doğrulama kodlarının paylaşılmamasını; yetkisiz üçüncü parti yazılım, bot ve veri çekme araçlarının kullanılmamasını öngördü. Erişim ve sorgu işlemlerinin log kayıtlarıyla izlendiği, ihlal tespitinde idari ve hukuki süreç yürütüleceği belirtildi. Okul yöneticileri uygulamadan birinci derecede sorumlu tutuldu.

    Kaynak: MEB Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü, 29.06.2026 tarih ve E-44222578-951.01.09-162807709 sayılı yazı


    GLOBAL RADAR

    İspanya: Teams’in Kazara Kaydettiği Özel Konuşma Delil Sayılmadı

    İspanya’da Bask Bölgesi Yüksek Adalet Mahkemesi (TSJ), işverenin dijital araçlarla kazara elde edilen özel bir konuşma kaydına dayanarak çalışan hakkında işlem yapmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.

    Üst düzey bir yöneticinin katıldığı Microsoft Teams toplantısı bittikten sonra kayıt düzgün sonlandırılmadı; sistem, çalışan ile eski CEO ve bir yönetim kurulu üyesi arasındaki toplantı dışı özel konuşmaları katılımcıların haberi olmadan kaydetmeye devam etti. Aylar sonra göreve gelen yeni yönetim bu kayda erişti ve çalışanla yaptığı görüşmede kayıt içeriğine atıfla güven kaybından söz etti. Çalışan, rızası dışında elde edilen bu kayıtların işveren tarafından kendisine karşı kullanılmasının özel hayatının gizliliği ve haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini ileri sürerek, iş sözleşmesinin işverenin ağır kusuru nedeniyle kendisi tarafından haklı nedenle feshedilmesi talebiyle dava açtı.

    İlk derece mahkemesi bu talebi reddedip kaydı delil olarak kabul etmiş, üstelik çalışanı kötü niyetli dava açtığı gerekçesiyle para cezasına çarptırmıştı. Çalışanın istinafı üzerine TSJ, teknik hatanın çalışanın makul mahremiyet beklentisini ortadan kaldırmadığını, kayıttan haberdar edilmediğini ve hataya kendisinin yol açmadığını tespit etti. Mahkeme, asıl ihlalin işverenin kayda sonradan erişip iş ilişkisinde kullanması olduğunu belirterek kaydın çalışan aleyhine delil sayılamayacağına hükmetti; işverenin ciddi ihlali nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshini kabul etti ve işvereni 328.491,62 euro yasal, 7.501 euro manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.

    Kaynak: GDPRhub, TSJ PV – 1713/2026

    Fransa: CNIL’den Bağlı Araçların Konum Verileri İçin Tavsiye Kararı

    Fransız veri koruma otoritesi CNIL, bağlı araçların (connected vehicles) konum verilerinin işlenmesine ilişkin nihai tavsiye kararını yayımladı. Karar, bireysel kullanıcıların (araç sahibi veya kiracı) verilerini kapsıyor; üreticiler, kiralama şirketleri ve telematik sağlayıcılarına somut uyum kriterleri getiriyor.

    CNIL, konum verilerinin kişinin gittiği yerleri, ilgi alanlarını, sağlık kuruluşu veya ibadethane gibi hassas mekânları ortaya çıkarabildiği için yüksek düzeyde kişisel veri sayıldığını vurguladı. Bu nedenle çoğu kullanım için kullanıcının açık rızasının zorunlu olduğunu; verinin yalnızca talep edilen hizmet için gerekliyse ve gerektiği ölçüde toplanabileceğini belirtti. 

    Tavsiyede ayrıca şeffaflık (araç içi ikon ve QR kodları), veri güvenliği, çok kullanıcılı araçlarda kimlik doğrulamalı profiller ve rızanın kolayca geri alınabilmesi öngörüldü. CNIL kararı, geçen yıl 800 binden fazla elektrikli araç sahibinin konum verisinin sızmasının ardından geldi.

    Kaynak: CNIL, Délibération n° 2026-063, 16.04.2026

    EDPB’den Blokzincirde Kişisel Veri İşleme Kılavuzu

    Avrupa Veri Koruma Kurulu (EDPB), 8 Temmuz 2026 genel kurulunda, blokzincir teknolojileriyle kişisel veri işlemeye ilişkin kılavuzun nihai versiyonunu kabul etti. Kamuoyu istişaresinin ardından kesinleşen metin, blokzincir kullanan kuruluşlara GDPR uyumu için pratik bir çerçeve sunuyor.

    Kılavuz, blokzincirin işleyişini ve farklı mimarilerin (izinli/izinsiz ağlar) kişisel veri işleme açısından sonuçlarını değerlendiriyor. EDPB, verinin bir kez zincire yazıldığında pratikte silinmesinin veya değiştirilmesinin çok güç olduğunu; bu nedenle kural olarak kişisel verinin doğrudan tanımlanabilir biçimde blokzincirde saklanmasından kaçınılması gerektiğini vurguladı. Teknik imkânsızlığın, silme hakkı gibi ilgili kişi haklarını bertaraf etmek için gerekçe gösterilemeyeceği belirtildi.

    Kılavuz, tasarımdan itibaren veri koruma ilkesini, rol ve sorumlulukların baştan belirlenmesini ve yüksek risk halinde veri koruma etki değerlendirmesi yapılmasını öngörüyor. EDPB aynı genel kurulda anonimleştirme ile üretken yapay zekada web scraping kılavuzlarını da kabul ederek 30 Ekim 2026’ya kadar kamuoyu istişaresine açtı.

    Kaynak


    LEGALTECH SAHNESİ

    Generatif Yapay Zeka Kullanımına Yargısal Uyarı

    Florida İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi, Hulse-Gibson v. Hulse kararında ilk derece mahkemesinin kararını gerekçesiz olarak onadı. Mahkeme, esas hakkında değerlendirme yapmamakla birlikte, tarafın gelecekte yapacağı bireysel başvurularda üretken yapay zeka kullanımına ilişkin ayrıca uyarıda bulundu.

    Kararda, başvuru dilekçelerinde hukuki önermeler, karar adları ve karar atıfları arasında çok sayıda uyumsuzluk bulunduğu belirtildi. Mahkeme, üretken yapay zeka kullanımına bağlı hataların artık tamamen uydurma kararlar yerine, gerçek kararların yanlış alıntılanması veya içeriğinin hatalı aktarılması şeklinde de ortaya çıkabildiğine dikkat çekti.

    Mahkeme, hukuki araştırma ve dilekçe hazırlığında üretken yapay zekadan yararlanan kişilerin, dosyaya sunulmadan önce tüm atıf ve içerikleri doğrulamakla yükümlü olduğunu ifade etti. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde yaptırım uygulanabileceği belirtilerek, Florida Genel Uygulama ve Yargı Yönetimi Kuralları’nın 2.515(d)(2) maddesi ile yapay zeka kaynaklı hatalı atıflara ilişkin önceki Florida temyiz kararlarına atıf yapıldı.

    Kaynak


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    Hakaret Suçu ve Şikayet Süreci: Kapsamlı Hukuki Rehber

    Av. Hayri Efe SAVRAN

    “…Hakaret suçu, hem ceza hukuku hem de tazminat hukuku boyutuyla mağdura çeşitli başvuru yolları sunmakta; ancak süreç, kısa hak düşürücü sürelere, karmaşık ispat kurallarına ve sayısız usul ayrıntısına bağlı bulunmaktadır. Bu rehber, hakaret suçunun unsurlarını, nitelikli hâllerini, hukuka uygunluk nedenlerini, şikâyet ve dava sürecini sistematik biçimde ele almayı amaçlamaktadır…”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #9

    Apilex Bülten #9

    29 Haziran – 5 Temmuz tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Ticari Reklam Yönetmeliğinde Yapay Zeka ve Hedefli Reklam Düzenlemesi

    Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile reklamlarda yapay zeka kullanımına, hedefli reklamcılığa ve sosyal medya etkileyicilerine yönelik yeni yükümlülükler getiriliyor.

    Yönetmeliğin 18. maddesine eklenen fıkrayla, reklamlarda tüketicinin ekonomik davranışını önemli ölçüde etkileyecek biçimde yapay zeka veya başka bir yazılım kullanılması ya da insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi halinde, bu durumun açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde belirtilmesi zorunlu tutuldu. Buna paralel olarak 27. maddeye eklenen hükümle, gerçek bir kişinin yapay zeka ile oluşturulmuş dijital kopyasının, gerçeğe aykırı biçimde bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği ya da tavsiye ettiği izlenimi veren reklamlar yasaklandı.

    Yönetmeliğe eklenen 25/A maddesiyle hedefli reklamcılık tanımlandı. Tüketicilerin çevrimiçi davranışları, konum, demografik veriler ve benzeri kişisel verileri analiz edilerek belirli kişi veya gruplara özel reklam sunulması bu kapsama alındı; söz konusu reklam, hangi kriterlerle gösterildiğine ve bunların nasıl değiştirilebileceğine ilişkin bilgilerin tüketiciye sunulması koşuluyla yapılabilecek. Tüketicinin çocuk olduğunun bilindiği veya makul olarak beklendiği durumlarda kişisel verilere dayalı profilleme ile hedefli reklam yapılması yasaklandı.

    Yönetmeliğe eklenen 23/A maddesiyle sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yapılan reklamlarda içeriğin reklam olduğunun açıkça belirtilmesi zorunlu hale getirildi; paylaşımlarda “Reklam” veya “Tanıtım” ifadesiyle birlikte reklam verenin adına yer verilecek. Ayrıca akademik unvanların yanıltıcı kullanımı, doğrulanamayan mecralardan alınan tüketici değerlendirmelerinin yayımlanması ve yasa dışı şans oyunu reklamları da yasak kapsamına alındı; tüketici şikâyetlerinde satıcıya tanınan cevap süresi 72 saatten 48 saate düşürüldü.

    Değişikliklerin yürürlük tarihi 1 Ağustos 2026’dır.

    Kaynak

    Anayasa Mahkemesi İptali Sonrası E-Tebligat Rejimi 

    7587 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle Vergi Usul Kanunu’nun elektronik tebligata ilişkin 107/A maddesi baştan sona yenilendi. Yeni düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin maddedeki yetki devrini iptal etmesiyle doğan norm boşluğunu, e-tebligatın kapsamını, istisnalarını ve çıkış rejimini doğrudan kanun seviyesinde düzenleyerek gideriyor.

    İptal edilen ibare, elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme ve tebligat usul ve esaslarını belirleme yetkisini yürütmeye bırakıyordu. Mahkeme, temel ilkeleri belirlenmeksizin sınırsız ve belirsiz bir alanın idareye bırakılmasını Anayasa’ya aykırı bulmuş, mahkemeye erişim hakkının sınırlandığını vurgulamıştı. Yeni 107/A ile zorunlu ve isteğe bağlı kapsam, istisnalar ve sistemden çıkış esasları ilk kez kanunla ayrıntılı biçimde belirlendi.

    Zorunlu kapsamda kurumlar vergisi mükellefleri; ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri; kolektif ve adi komandit şirketler ile ÖTV Kanunu’na ekli (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi malların ilk iktisabında adına tescil yapılan kişi ve kuruluşlar yer alıyor. Kapsam dışındakiler talep etmeleri halinde sisteme gönüllü olarak dahil olabilecek.

    İstisna ve çıkış rejiminde, engellilik oranı yüzde 90 ve üzeri olan malul ve engelliler için zorunluluk kaldırıldı; 65 yaşını dolduran kullanıcılar talepleri üzerine sistemden çıkabilecek. Elektronik tebligatın, muhataba iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağına ilişkin kural korundu; Geçici 38. madde uyarınca hâlihazırda kayıtlı olanlar yeniden başvuru yapmadan sistemi kullanmaya devam edecek.

    Kaynak

    Kaza Mağdurlarının Verilerine İlişkin KVKK İlke Kararı

    Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun kaza mağdurlarının kişisel verilerinin işlenmesine ilişkin 2026/1095 sayılı İlke Kararı, Resmî Gazete’de yayımlandı. Karar, hasar danışmanlık şirketleri ile avukat olmadığı halde kendini avukat olarak tanıtan kişilerin, iş ve trafik kazası mağdurlarıyla rızaları dışında iletişime geçtiği yönündeki şikâyetler üzerine alındı.

    Kurul, kaza mağdurlarına ait kişisel verilerin ancak adli/idari soruşturma, tedavi süreçleri ve araç onarımı gibi kaza sonrası süreçlerin yönetimi amacıyla ve KVKK’nın 4, 5 ve 6. maddelerindeki işleme şartlarına uygun olarak işlenebileceğini belirtti. Geçerli bir işleme şartına dayanmaksızın mağdur verilerini işleyen hasar danışmanlık yapıları ile yetki sınırlarını aşan eksper, ekspertiz şirketi, avukat ve avukatlık ortaklıklarının bu faaliyetlerinin hukuka aykırı olacağı vurgulandı.

    Kararda, Sigortacılık Kanunu uyarınca tazminat alacaklarının yalnızca hak sahibine veya avukatına ödenebileceği, bu alacakların üçüncü kişi, kurum veya kuruluşlara devredilemeyeceği hatırlatıldı. Sigorta eksperlerinin kişisel verileri yalnızca yasal görevleri kapsamında işleyebileceği, görevleri gereği öğrendikleri verileri yetkisiz üçüncü kişilerle paylaşamayacağı belirtildi.

    Kurul, kişisel verilerin hukuka aykırı elde edilmesi veya aktarılmasının Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesinde düzenlenen suça vücut verebileceğini, bu hallerde Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulabileceğini ve konunun idari yönden ilgili bakanlıklar ile baro başkanlıklarına intikal ettirilebileceğini ifade etti. Ayrıca veri sorumlularına, asgari yetki prensibi çerçevesinde rol tabanlı erişim kontrolleri, erişim takip mekanizmaları ve çalışan bilgilendirme/eğitim süreçleri oluşturma yükümlülüğü getirildi.

    Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girdi; belirlenen hususlara uymayan veri sorumluları hakkında 6698 sayılı Kanun’un 18. maddesi çerçevesinde işlem yapılacak.

    Kaynak

    Yargıtay: Dava Dilekçesinde Olmayan Talep Kısmen Islahla Davaya Eklenemez

    Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 2021/8 Esas, 2026/1 Karar sayılı kararıyla, hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemeyeceğine oy çokluğuyla hükmetti.

    Karar, dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacak kaleminin ıslahla istenip istenemeyeceği konusunda Hukuk Genel Kurulu ile hukuk daireleri arasındaki görüş ve uygulama farklılığını gidermek amacıyla verildi. Uygulamada bazı daireler dava konusu edilmeyen hususun eklenemeyeceği görüşünde iken, diğerleri özellikle işçilik alacakları davalarında usul ekonomisi gerekçesiyle eklenebileceğini kabul ediyordu.

    Kurul, ıslahın HMK’nın 176. maddesi uyarınca daha önce yapılan bir usul işlemini düzeltmeye yaradığını, hiç talep edilmemiş bağımsız bir kalemin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini belirtti. Davanın konusunun dava dilekçesiyle belirlendiği, dilekçede yer almayan talebin ıslahla eklenmesinin ön incelemeyle çizilen uyuşmazlık çerçevesini genişleteceği ve HMK sistematiğine aykırı olacağı vurgulandı.

    Kaynak


    GLOBAL RADAR

    AB-ABD Veri Aktarımı Çerçevesine Yeni Hukuki İtiraz Hazırlığı

    Avusturya merkezli veri koruma örgütü NoYB (None of Your Business), AB-ABD veri aktarım çerçevesi (DPF) hakkında yeni bir hukuki süreç başlatmaya hazırlanıyor. Temmuz 2023’ten bu yana yürürlükte olan DPF, AB’den ABD’ye kişisel veri aktarımı için hukuki çerçeve sağlıyor ve ABD’deki denetim mekanizmalarının bağımsızlığına dayanıyor.

    Süreç, ABD Yüksek Mahkemesi’nin 29 Haziran 2026 tarihli Trump v. Slaughter kararının ardından başladı. Karar, Federal Ticaret Komisyonu (FTC) üyelerinin Başkan tarafından görevden alınabileceğini, dolayısıyla kurumun bağımsızlığının anayasaya aykırı olduğunu tespit ediyor. NoYB’a göre bu tespit AB-ABD veri aktarımını doğrudan etkiliyor; zira Avrupa Komisyonu’nun 2023/1795 sayılı yeterlilik kararı, FTC’nin bağımsız bir denetim otoritesi olduğu varsayımına dayanıyor.

    NoYB, kişisel verilerin korunmasında bağımsız denetim şartını düzenleyen ABİHA’nın 16(2) ve AB Temel Haklar Şartı’nın 8. maddesine dayanarak, FTC’nin artık bağımsız sayılamayacağını ve yeterlilik kararının olgusal temelinin ortadan kalktığını ileri sürüyor. Kuruluş, Avrupa Komisyonu’na gönderdiği mektupta DPF’in yürürlükten kaldırılmasını talep etti ve önümüzdeki haftalarda çerçeveye karşı hukuki süreç başlatacağını açıkladı.

    Örgütün kurucusu Max Schrems’in açtığı Schrems I ve Schrems II davaları sonucunda, önceki iki aktarım çerçevesi Safe Harbor 2015’te, Privacy Shield ise 2020’de AB Adalet Divanı tarafından geçersiz kılınmıştı. Mevcut çerçeve, iptal edilmediği sürece yürürlükte kalmaya devam ediyor.

    Kaynak

    EBA’dan Mica Kapsamında Kripto Varlık İhraççılarına Para Cezası Metodolojisi Taslağı

    Avrupa Bankacılık Otoritesi (EBA), Kripto Varlık Piyasaları Tüzüğü (MiCA) kapsamında para cezalarının belirlenmesine yönelik taslak metodolojiyi istişareye açtı. Metodoloji, EBA’nın doğrudan denetimindeki önemli varlığa dayalı token (s-ART) ve önemli e-para token (s-EMT) ihraççılarını kapsıyor ve ihraççının veya yönetim organı üyesinin kasten ya da ihmalle MiCA’nın V ve VI sayılı eklerindeki bir ihlali işlemesi halinde uygulanacak.

    Taslak iki aşamalı bir yapı öngörüyor. İlk aşamada ihlaller çıkar çatışması, şeffaflık yükümlülükleri ve denetimin engellenmesi olmak üzere üç kategoride değerlendirilerek temel ceza tutarı belirleniyor; ikinci aşamada ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlarla tutar düzeltiliyor. Kasıt, tekrar eden ihlal, zayıf iç kontrol yapısı ve finansal suç riski artırıcı; ihlalin hızlı bildirilmesi ve önleyici tedbirler azaltıcı unsurlar arasında.

    MiCA’nın 131. maddesindeki azami sınır korunuyor: ceza s-ART ihraççıları için yıllık cironun yüzde 12,5’ine, s-EMT ihraççıları için yüzde 10’una kadar çıkabiliyor. İstişare 28 Eylül 2026’ya kadar açık.

    Kaynak: European Banking Authority (EBA/CP/2026/10)

    CNIL, Veri İhlali Mağdurlarına Yönelik Sahte Veri Silme Tekliflerine Karşı Uyardı

    CNIL, kişisel veri ihlallerinden etkilenen kişilere gönderilen sahte yardım e-postalarına ilişkin bir uyarı yayımladı. Gönderenler kendilerini “Kişisel Verileri Savunma Ligi”, “Kişisel Verileri Koruma Ligi” veya “Kişisel Verileri Koruma Derneği” gibi adlarla tanıtıyor ve verilerin yayıldığı çevrimiçi platformlara müdahale ederek bunların silinmesini sağlayabileceklerini ileri sürüyor.

    CNIL’e göre bu mesajların etkili olmasının nedeni, çalınan dosyalardan elde edilen gerçek kişisel verileri içermeleri; mesajlarda alıcının kimlik bilgileri, posta adresi veya IBAN’ı yer alabiliyor. Bazı e-postalar, güvenilirlik izlenimi vermek için CNIL’in telefon numarasını da kullanıyor.

    CNIL, çevrimiçi verilerin silinmesini sağlamayı vaat eden her türlü hizmete karşı dikkatli olunmasını, bu mesajlara yanıt verilmemesini, bağlantılara tıklanmamasını ve ek kişisel bilgi ya da belge paylaşılmamasını öneriyor. Otorite, mağdurları cybermalveillance.gouv.fr ve service-public.gouv.fr gibi resmî devlet kaynaklarına yönlendiriyor.

    Kaynak


    LEGALTECH SAHNESİ

    ABD’de Section 230 Muafiyeti Üretken Yapay Zeka Çıktılarına Uygulanmadı

    ABD’de Kaliforniya Kuzey Bölgesi Federal Mahkemesi, Facebook’ta yayımlanan dolandırıcılık amaçlı yatırım reklamlarına ilişkin Bouck v. Meta davasında, platformların aracı sorumsuzluğunu düzenleyen Section 230 muafiyetinin üretken yapay zeka ile üretilen reklam içeriğine uygulanmayacağına hükmetti. Mahkeme, Meta’nın Advantage+ Creative aracının kullanıcı girdisini yeni metin ve görsellerle “geliştirmesi” nedeniyle platformun içeriğin ortak yaratıcısı sayılabileceğini ve bu ölçüde “içerik sağlayıcı” konumuna geldiğini değerlendirdi.

    Aynı hâkim, aynı gün verdiği Suddeth v. Meta kararında ise farklı bir sonuca ulaştı; algoritmik yayılıma (amplification) dayanan iddiaların Section 230 kapsamında kaldığını, zira araçların kendi başına içerik açısından nötr olduğunu belirtti. Ayrım, platformun içeriği bizzat üretmesi ile yalnızca üçüncü kişi içeriğini yaymasına dayandırıldı.

    11 Haziran 2026 tarihli kararla mahkeme, Bouck davasını bu kez federal menkul kıymet hukukunun eyalet hukuku taleplerini bertaraf etmesi (SLUSA) gerekçesiyle reddetti; Section 230 engelini aşan iddiaların davayı menkul kıymet hukuku kapsamına soktuğu belirtildi.

    Kaynak: Bouck v. Meta Platforms, Inc., 2026 WL 1697630


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    Yargıtay Kararları Çerçevesinde Boşanma Davalarında Hukuka Aykırı Yollarla Elde Edilen Delillerin Hukuki Tahlili

    Av. Emrah KARATAY

    “…Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasına dair “İSTİSNA” karar Yukarıda yer verilen kararlardan da görüldüğü üzere, hukuka aykırı bir yöntemle elde edilen delilin hukuken yargılamada kullanılması mümkün olmamakla beraber, Ceza Genel Kurulu’nun 2012/5-1270 Esas, 2013/248 Karar ve 21.05.2013 tarihli kararında “Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan suça ilişkin delil elde etmek amacıyla yapılan kaydın hukuka uygunluğu “bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmaması” ve “yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumların varlığı” şeklinde gelişen iki koşula bağlanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu yorumu; kişilerin mağduru oldukları bir olay ve haksız saldırı nedeniyle delilleri koruma imkanına kavuşmasını sağlayacaktır. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusu olacaktır.”  şeklinde hüküm vermiştir. …”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #8

    Apilex Bülten #8

    22 – 28 Haziran tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Arabuluculara Elektronik Tebligat Adresi Zorunluluğunda Son Tarih 23 Temmuz 2026

    Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabulucuların elektronik tebligat adresi edinmesine ilişkin bir duyuru yayımladı. Duyuruda anılan hükümler uyarınca sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler, tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu kişiler arasında sayılıyor. 

    Duyuruya göre arabulucuların 23 Temmuz 2026 tarihine kadar tebligata elverişli elektronik tebligat adresi edinmesi gerekiyor. Bu tarihten itibaren yazışmalar elektronik tebligat adresi üzerinden yapılacak. Belirtilen tarih itibarıyla elektronik tebligat adresi bulunmayan arabuluculara, arabuluculuk bürolarınca dava şartı arabuluculuk kapsamında dosya tevzi edilmeyecek ve kayıtları aktiften pasife çevrilecek.

    Kaynak

    Belediyelerin Turistik Canlı Yayınlarına Uyarı

    Kişisel Verileri Koruma Kurumu, belediyelerin turistik tanıtım amacıyla cadde, meydan, park ve sahil gibi alanlara kurduğu kameralarla internet üzerinden yaptığı canlı yayınlara ilişkin kamuoyu duyurusu yayımladı. Kuruma çok sayıda ihbar ve şikayet ulaşması ve uygulamanın ülke genelinde yaygın olması üzerine inceleme başlatıldı.

    Kurulun tespitine göre, kameraların açıları nedeniyle gerçek kişilerin yüzleri görünmekte ve araç plakaları okunabilmektedir. Görüntülerin kaydedilmese dahi internet üzerinden canlı yayımlanması, kişisel verileri erişilebilir kıldığından 6698 sayılı Kanun kapsamında kişisel veri işleme faaliyeti sayıldı.

    Duyuruda, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14’üncü maddesindeki turizm ve tanıtım yetkisinin doğrudan canlı kamera yayını için yasal dayanak oluşturmadığı belirtildi. Kurul, meşru menfaat dengesinde müdahaleyi orantısız buldu.

    Kurul, 6698 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan hukuki sebeplere dayanmayan canlı yayınların ivedilikle durdurulmasını; aykırı davranan veri sorumlusu belediyeler hakkında aynı Kanun’un 18’inci maddesi uyarınca idari yaptırım uygulanabileceğini bildirdi.

    Kaynak

    Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinde Bütünleşik Model

    Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik, 23 Haziran 2026 tarihli ve 33289 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, 2/6/2023 tarihli ve 32209 sayılı Evde Sağlık Hizmeti Sunumu Hakkında Yönetmeliği yürürlükten kaldırdı.

    Yönetmelik; Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, belediyeler ve özel sağlık kuruluşlarındaki palyatif bakım hizmetleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında sunulan evde sağlık hizmetlerini kapsıyor. Palyatif bakım ilk kez müstakil ve ayrıntılı bir yasal çerçeveye kavuşturuldu; servis yapılanması, yatak kapasitesi planlaması, palyatif kritik bakım ve çocuk palyatif bakım servisleri tanımlandı.

    Mevcut tescilli birimler bir yıl içinde yeni düzenlemeye uyum sağlayacak.

    Kaynak


    GLOBAL RADAR

    Garante’den Emirates’e Engelli Yolcu Sağlık Verisinin İşlenmesi Nedeniyle Ceza

    İtalya’nın veri koruma otoritesi Garante, hareket kabiliyeti kısıtlı yolcuların sağlık verilerini hukuka aykırı işlediği gerekçesiyle Emirates’e 180.000 euro idari para cezası verdi. Soruşturma, bir yolcunun şikayeti üzerine Ocak 2025’te başlatıldı. Olay, gerekli kategoride olmadığı halde kendisinden tıbbi form (MEDIF) doldurması istenen bir yolcunun başvurusundan kaynaklandı. Garante, güvenli taşıma ve yardımın sağlanması bakımından sağlık verisi işlenmesini hukuka uygun bulurken, şeffaflık ve veri saklama süresi yönünden ihlal tespit etti.

    Otoriteye göre Emirates, verinin neden toplandığı ve nasıl işleneceği konusunda web sitesinde ve personeli aracılığıyla yeterince açık bilgilendirme yapmadı; ayrıca tıbbi formlarla toplanan sağlık verisini yedi yıl saklayarak ölçüsüz davrandı. Düzenleyici, Montreal Sözleşmesi’nin iki yıllık zamanaşımına dayanarak havayolunun yedi yıllık saklama gerekçesini reddetti. Garante, Emirates’in üç yılı aşan tıbbi kayıtları silmesine hükmetti.

    Kaynak

    Kanada’da Bill C-36 ile Mahremiyetin Temel Hak Tanınması ve Yeni Yaptırım Otoritesi

    Kanada hükümeti, Protecting Privacy and Consumer Data Act olarak da bilinen Bill C-36’yı parlamentoya sundu. Tasarı, mahremiyeti temel hak olarak tanıyor; rıza ve silme haklarını güçlendiriyor, çocuklara yönelik korumaları artırıyor ve özel sektör denetimini önemli ceza yetkilerine sahip yeni bir Dijital Güvenlik ve Veri Koruma Komisyonu’na devrediyor. 

    Tasarı ayrıca Personal Information Protection and Electronic Documents Act’i (PIPEDA) değiştirerek kişisel veri işleyen kuruluşlara yeni yükümlülükler getiriyor. PIPEDA’nın modernizasyonu kapsamında anlamlı rıza için daha güçlü şartlar getiriliyor; tüketiciler, AI deepfake’ler dahil verilerinin silinmesini talep edebiliyor. 

    Mevcut Mahremiyet Komiserliği Ofisi (OPC) kamu sektöründe Privacy Act’i düzenlemeye odaklanırken, özel sektör şikayet ve soruşturmaları yeni otoriteye aktarılacak. Komisyon, bağlayıcı yaptırım kararları verme ve en ağır ihlallerde 25 milyon Kanada dolarına veya küresel cironun yüzde 5’ine kadar para cezası uygulama yetkisine sahip olacak.

    Kaynak


    LEGALTECH SAHNESİ

    AB Yapay Zeka Yasası’nda Sadeleştirme ve “Nudifier” Yasağı

    Avrupa Parlamentosu, Yapay Zeka Yasası’nın (AI Act) sadeleştirme önlemlerini onayladı. Parlamento ve Konsey, rıza olmaksızın belirlenebilir bir kişinin mahrem bölgelerini gösteren veya cinsel içerikli faaliyetlerde betimleyen görüntü, video ya da ses üreten yapay zeka sistemleri ile çocukların cinsel istismarına ilişkin materyal oluşturan sistemleri yasaklamak konusunda anlaştı. Tedarikçiler, uygun teknik güvencelere sahip olmadıkça bu sistemleri AB pazarına süremeyecek; yasak kullanıcıları da kapsayacak. Şirketler sistemlerini 2 Aralık 2026’ya kadar uyumlu hale getirecek. 

    Biyometri, kritik altyapı, eğitim, istihdam, kolluk, adalet ve sınır yönetimini kapsayan yüksek riskli sistemlere ilişkin yükümlülükler 2 Aralık 2027’ye ertelendi. Yapay zeka ürünü içeriklerin okunabilir biçimde etiketlenmesi (watermarking) yükümlülüğü ise 2 Aralık 2026’ya ötelendi. 

    Kaynak


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    Denkleştirici Adalet İlkesi: Sepet Hesabında Taşınmaz Değer Artış Oranı Ölçütünün Çerçevelenmesi

    Av. Aslıhan ACARTÜRK

    “…Denkleştirici adalet ilkesi, geçersiz sözleşmelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiyesinde gerçek iadenin sağlanmasını hedefleyen ve Yargıtay içtihatlarıyla teknikleştirilmiş bir standarttır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararları güncellemenin somut verilerle dönemsel hesap yapılarak ve ortalama alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ise enflasyon, endeks, altın, döviz ve maaş artışları gibi etkenlerin ortalamasıyla güncelleme yapılmasına ilişkin uygulama örneklerini göstermektedir…”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #7

    Apilex Bülten #7

    15 – 21 Haziran tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    AYM’den “Alenileştirme Amacı” Kriterine Kanunilik İptali

    Anayasa Mahkemesi, bir emeklilik şirketinin bireysel başvurusunda, Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nca verilen idari para cezasının suçta ve cezada kanunilik ilkesini (Anayasa m. 38) ihlal ettiğine oy birliğiyle hükmetti. Karar, 16 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Kurul, halka açık bir internet sitesinden temin edilen verilerin “alenileştirme amacı dışında” kullanıldığı gerekçesiyle KVKK m. 12/1-a’ya aykırılıktan ceza vermiş; cezaya karşı sulh ceza hakimliğine yapılan itiraz reddedilmişti. Mahkeme, kanunilik ilkesinin kabahatler için de geçerli olduğunu, eylemin işlendiği tarihte cezanın kanunla öngörülebilir olması gerektiğini belirtti. “Alenileştirme amacı” kavramının 6698 sayılı Kanun’da düzenlenmediğini, yalnızca Kurul rehberine dayanılarak yorumlandığını; kanunda yer almayan bu unsura dayalı cezanın öngörülebilirlik ve hukuki güvenliği zedelediğini saptadı.

    Karar, KVKK m. 5/2-d kapsamında alenileştirilen verilerde “amaç” sınırının kanuni dayanağına ilişkin tespitle birlikte, yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili sulh ceza hakimliğine gönderildi.

    Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararı, B. No: 2020/32193

    7582 Sayılı Kanun: Yeni Varlık Barışı ve Yurt Dışı Gelire 20 Yıl İstisna

    Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7582 sayılı Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesiyle, Türkiye’ye yerleşmeden önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin yurt dışı kazanç ve iratları 20 yıl gelir vergisinden istisna tutuldu; bu kazançlar için beyanname verilmiyor. Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu m. 16’ya eklenen hükümle, istisnadan yararlananlarda istisna süresi içindeki veraset yoluyla intikallerde oran %1 uygulanıyor.

    Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19. maddeyle yeni varlık barışı düzenlendi; yurt dışı ve kayıt dışı yurt içi varlıklar 31/7/2027’ye kadar bildirilebiliyor, şartlara göre oran %0’a inebiliyor. Kamu alacaklarında tecil süresi 72 aya çıkarıldı.

    Madde, şartların sağlanması kaydıyla bildirilen varlıklar için vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmamasını öngörüyor; getirme ve elde tutma şartlarına uyulmaması hâlinde bu güvence uygulanmıyor.

    Kaynak

    İhracat Kaynaklı KDV İadesinde İnceleme Raporu Esnemesi

    Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı), Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 58) ile KDV iade uygulamasında değişikliğe gitti. Tebliğ, 16 Haziran 2026 tarihli ve 33282 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.

    Tebliğin (IV/A3-1.1.) bölümüne eklenen paragrafa göre, 4760 sayılı Kanun m. 16/4 uyarınca teminat karşılığı ithal edilen malların teminatının hesabına esas ÖTV tutarı üzerinden ödenen KDV’nin, bu malların ihracı nedeniyle KDV iade hesabına dahil edilmesi durumunda; doğrudan yüklenimler nedeniyle iade talebinde bulunulan tutarın azami iade edilebilir vergi tutarını aşan kısmı için vergi inceleme raporu aranmaksızın, iade talebi genel esaslara göre sonuçlandırılıyor.

    Aynı Tebliğ; mazbut vakıf taşınmazlarına ilişkin istisnayı, Darülaceze’yi kapsayan ibare değişikliklerini ve kamulaştırılan taşınmazların devrinde KDV istisnasını (1/6/2026’dan geçerli) düzenliyor. Vergi muafiyetli vakıf üniversitelerinin işlettiği sağlık ve benzeri kuruluşların teslim/hizmetleri ise 1/1/2027’den itibaren genel hükümlere tabi olacak.

    Kaynak


    GLOBAL RADAR

    Fransa Anayasa Konseyi’nden 1881 Basın Kanunu’nun Zamanaşımı İstisnasına İptal 

    Fransa Anayasa Konseyi (Conseil constitutionnel), 12 Haziran 2026 tarihli kararıyla, 29 Temmuz 1881 tarihli Basın Özgürlüğü Kanunu’nun 65-2. maddesini anayasaya aykırı bularak iptal etti. Karar, Fransız Yargıtayı’nın ceza dairesince gönderilen iki öncelikli anayasal sorusu (QPC) üzerine verildi; İnsan Hakları Ligi (LDH) davaya müdahil oldu.

    Kanun’un 65. maddesi uyarınca hakaret suçunda kamu davası ve şahsi dava kural olarak fiilden itibaren üç ay içinde zamanaşımına uğruyor. İptal edilen 65-2. madde ise, cezai nitelik taşıyabilecek bir fiilin isnat edildiği hâllerde bu üç aylık sürenin, isnat edilen kişi hakkındaki ceza kararının kesinleşip onu sorumlu tutmadığı tarihten itibaren yeniden açılmasını ya da yeniden işlemeye başlamasını öngörüyordu.

    Başvurucular, sürenin yeniden açılmasının zaman bakımından sınırlandırılmadığını; ceza süreçleri yıllarca sürebildiğinden, bir yayından çok sonra hakaretten yargılanmanın savunmayı imkânsız kıldığını ileri sürmüştü. Konsey, diğer iddiaları incelemeye gerek görmeksizin hükmü anayasaya aykırı buldu. İptal, 13 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımıyla derhal yürürlüğe girdi.

    Kaynak: Conseil constitutionnel, Karar No. 2026-1204/1205 QPC, 12 Haziran 2026 (JORF, 13 Haziran 2026)


    LEGALTECH SAHNESİ

    New York Eyalet Mahkemesinden ChatGPT Kayıtlarına Çalışma Ürünü Koruması

    New York Eyalet Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli Assini v. Hayward kararıyla, OpenAI’a yöneltilen ve davalının ChatGPT hesabındaki prompt, yüklenen belge ve çıktıların istendiği celbi iptal etti. 

    Davacılar, kayıtların davalının iddia ve savunmalarının dayanağını test etmek için keşfe elverişli olduğunu savundu; kendini temsil eden davalı ise belgelerin dava hazırlığına ilişkin çalışma ürünü olduğunu ileri sürdü.

    Mahkeme, CPLR § 3101(d) uyarınca dava beklentisiyle hazırlanan materyallerin şartlı ayrıcalıkla korunduğunu belirterek, kendini temsil eden bir tarafın yapay zekâyı dava hazırlığında kullanmasının çalışma ürünü kapsamına girebileceğini; yapay zekâ araçlarının kullanıcı verisi toplamasının gizlilik beklentisini ve korumayı kendiliğinden ortadan kaldırmadığını saptadı (Morgan v. V2X; Warner v. Gilbarco). Davacıların dayandığı federal ceza kararını (Heppner) ceza–özel hukuk ayrımı nedeniyle bağlayıcı görmedi. Mahkeme, korumaya rağmen davalıyı yapay zekâ kullanımına ilişkin 22 NYCRR § 161 kurallarına uymaya yönlendirdi.

    Kaynak: Assini v Hayward, 2026 NY Slip Op 26086


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    Yapay Zeka ile Oluşturduğunuz Görsel (Muhtemelen) Size Ait Değil!

    Av. Çiğdem KAYA, LL.M.

    “…Markanız için Midjourney’de harika bir görsel oluşturdunuz. Mükemmel görünüyor. Ama hemen bir soru kafanıza takılıyor: Bu görseli ticari amaçlarla kullanma hakkınız var mı? Ve hepsinden önemlisi, gerçekten size mi ait? Bu soru giderek daha fazla profesyonelin gündemine giriyor ve cevap… sanıldığından çok daha karmaşık…”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #6

    Apilex Bülten #6

    8 – 14 Haziran tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Apartman ve Sitelerde Güvenlik Kamerası Kullanımına İlişkin Duyuru

    Kişisel Verileri Koruma Kurumu, apartman ve site gibi toplu yapıların ortak alanlarında kurulan güvenlik kamerası sistemlerine dair bir kamuoyu duyurusu yayımladı. Kurum, son dönemde ortak alanlara hukuka aykırı biçimde kamera yerleştirildiğine yönelik çok sayıda şikâyet ve ihbar aldığını belirtti. Duyuruda, kameralarla görüntü kaydı alınmasının 6698 sayılı Kanun kapsamında kişisel veri işleme faaliyeti olduğu, sistemlerin 6698 sayılı Kanun ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde uygulanması gerektiği ifade edildi.

    Duyuruya göre kameralar, apartman/site sakinlerinin makul mahremiyet beklentisini ihlal etmeyecek şekilde konumlandırılmalı; bağımsız bölümlerin içini, daire kapısı önlerini ve merdiven boşluklarını görecek açılar kullanılmamalıdır. Ortak alan sayılmakla birlikte dar ve kapalı yapısı nedeniyle yoğun gözetim etkisi doğuran asansörlere kamera yerleştirilmesinin ancak açık gerekçe ve ölçülülük çerçevesinde mümkün olduğu belirtildi.

    Kurum, sistemlerin yalnızca kuruluş amacıyla bağlantılı ve ölçülü teknik özellikler taşıması, yüz tanıma ve ses kaydı gibi özel hayata müdahale teşkil eden özellikler barındırmaması gerektiğini vurguladı. Kayıtların gereğinden uzun saklanmaması, işleme sebebi ortadan kalktığında imha edilmesi; bir olay yaşanması hâlinde yalnızca ilgili kayıtların hukuki süreç boyunca tutulması ve kayıtlara yalnızca yetkili kişilerin erişebilmesi gerektiği aktarıldı.

    Duyuruda, 6698 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesi ve yetkisiz erişimin önlenmesi yükümlülüğüne uyulmadığının tespiti hâlinde, veri sorumluları hakkında Kanun’un 18’inci maddesi çerçevesinde idari para cezası uygulanabileceği belirtildi.

    Kaynak

    İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Kullanımına İlişkin Duyuru

    Kişisel Verileri Koruma Kurumu, iş yerlerinde kullanılan güvenlik kamerası sistemlerine dair ayrı bir kamuoyu duyurusu yayımladı. Duyuruda, son dönemde iş yerlerinde kamera sistemlerinin hukuka aykırı olarak veya amacı dışında kullanıldığına dair Kuruma çok sayıda şikâyet ve ihbar iletildiği belirtildi. Kameralarla görüntü kaydı alınmasının 6698 sayılı Kanun kapsamında kişisel veri işleme faaliyeti olduğu, bu işlemlerin Kanun’a uygun yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

    Kurum, kameralarla işlenen kişisel verilerin ölçülülük ilkesinin unsurları olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık bakımından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Giriş-çıkış alanları, depo gibi ortak alanlar ile kasa gibi güvenlik riski bulunan bölgelerde kamera kullanımının konum ve görüş açısı dikkate alınarak uygun görülebileceği; ancak tuvalet, soyunma odası, mescit ve dinlenme alanı gibi özel alanlara kamera yerleştirilmemesi gerektiği belirtildi. İş yerinde dahi çalışanların makul mahremiyet beklentisinin gözetilmesi gerektiği aktarıldı.

    Duyuruya göre kameraların kurulma amacı net biçimde belirlenmeli; sistemler, çalışanların devam durumu veya performansının izlenmesi gibi farklı amaçlarla kullanılmamalıdır. Kamera kayıtlarının mümkün olan en kısa süreyle muhafaza edilmesi, sistemlerde otomatik imha mekanizması bulunması, bir olay yaşanması hâlinde yalnızca ilgili kayıtların hukuki süreç boyunca saklanması; kayıtlara erişim ile güvenlik ve gizlilik prosedürlerinin belirlenmesi gerektiği ifade edildi.

    Duyuruda, kamera sistemlerinin hukuka aykırı veya amaç dışı kullanımı hâlinde veri sorumluları hakkında 6698 sayılı Kanun’un 18’inci maddesi kapsamında idari para cezası uygulanabileceği belirtildi.

    Kaynak

    CMK’nın Dijital Arama ve El Koyma Hükümlerinin İptali

    Anayasa Mahkemesi, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvurusu üzerine, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesinde yer alan ve bilgisayarlar ile dijital materyallerde arama, kopyalama ve el koymaya imkân tanıyan hükümleri oy çokluğuyla iptal etti. İptal, maddenin uygulanma imkânı kalmayan diğer fıkralarını da kapsıyor.

    Mahkeme, arama ve el koyma sürecinin hâkim kararı ve denetim yolları gibi güvencelere bağlandığını kabul etti. Buna karşılık, yargılama kesinleştikten sonra elde edilen kişisel verilerin saklanması, silinmesi, bunlara ilişkin süre ve usul ile ilgili kişinin silme veya sınırlama talep etme hakları konusunda kanun düzeyinde bir güvence bulunmadığını belirledi.

    Bu eksiklik nedeniyle düzenlemenin, özel hayata saygı ve kişisel verilerin korunması haklarına orantısız bir sınırlama getirdiği sonucuna varıldı. İptal hükmü, doğacak hukuki boşluk gözetilerek, kararın Resmî Gazete’de yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.

    Kaynak: T.C. Resmî Gazete, 25 Mayıs 2026, Sayı: 33264 (AYM, E.2023/128, K.2026/36)

    KKDİK Kapsamında Bireysel Geçici Kayıt İmkânı ve 30 Eylül 2026 Son Tarihi

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik (KKDİK) kapsamındaki geçici kayıt süreçlerine ilişkin yazısını duyurdu. Yazıda, 5 Ağustos 2025 tarihli Usul ve Esaslar çerçevesinde oluşturulan Kimyasallar Danışma Grubu toplantıları sonucunda, lider firma belirlenmesinde yaşanan zorluklar nedeniyle geçici kayıt süreçlerinin bireysel olarak da yürütülebilmesine imkân tanındığı belirtildi.

    Düzenlemeye göre, ortak kayıt grubuna dâhil olmadan bireysel geçici kayıt yapmak isteyen firmalar, gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle geçici kayıt dosyalarını Bakanlık Kimyasal Kayıt Sistemi (KKS) üzerinden gönderecektir. Bireysel geçici kayıtların 30 Eylül 2026 tarihine kadar tamamlanması gerektiği ifade edildi.

    Bireysel geçici kayıt, KKDİK Yönetmeliği’nde öngörülen ortak kayıt ve lider kayıt ettiren mekanizmasını kaldırmamakta; lider firmanın belirlenememesi hâlinde başvurulabilecek bir alternatif yol olarak tanımlanmaktadır. Tam kayıt yükümlülüklerine ilişkin kademeli takvim ise tonaj ve tehlike sınıflarına göre ayrı tarihler içermektedir.

    Düzenleme, KKDİK Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin 5 Ağustos 2025 tarihli Usul ve Esaslar kapsamında Kimyasallar Danışma Grubu kararlarına dayanmaktadır.

    Kaynak

    Yıllık İzne Rastlayan Ulusal Bayram, Hafta Tatili Ve Genel Tatil Günlerinin İzin Süresinden Sayılamayacağına İlişkin Yargıtay Kararı

    Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yıllık ücretli izin hesabına ilişkin kararı, 9 Haziran 2026 tarihli ve 33275 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.

    Kararda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56’ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılamayacağı esas alındı. Buna göre, izin belgesinde takvim günü üzerinden gösterilen izin süresinden bu günlerin düşülmesi; işçinin fiilen kullandığı izin süresinin yalnızca kalan iş günleri üzerinden belirlenmesi gerekir.

    Hesaplama yöntemi bakımından, işçinin çalışma düzeninin esas alındığı belirtildi. Haftada altı gün çalışılan iş yerinde hafta tatilinin her hafta için bir gün olarak hesaplanması suretiyle, kayıtlı izin süresine rastlayan hafta tatili günleri tespit edildi; bu günlerin düşülmesiyle ortaya çıkan eksik süre, işçinin kullanmadığı bakiye yıllık izin hakkı olarak kabul edildi.

    Kararda ayrıca, yıllık iznin kullandırıldığını ispat yükünün işverene ait olduğu; bu yükümlülüğün yazılı izin belgeleriyle karşılanması gerektiği vurgulandı. İş sözleşmesinin sona ermesi hâlinde kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretin, Kanun’un 59’uncu maddesi uyarınca işçinin son ücreti üzerinden ödeneceği belirtildi.

    Karar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56’ncı maddesinin beşinci fıkrası ile 59’uncu maddesine dayanmaktadır.

    Kaynak


    GLOBAL RADAR

    Reklamlarda Yapay Zeka İle Üretilmiş İnsan Görünümlü Unsurların (Synthetic Performer) Açıklanması Yükümlülüğü

    New York eyaletinde, ticari reklamlarda synthetic performer (yapay zeka ile üretilmiş insan görünümlü dijital unsur) kullanılması hâlinde bunun açıkça beyan edilmesini zorunlu kılan düzenleme (S.8420-A / A.8887-B) kabul edildi. Düzenleme, eyaletin General Business Law (Genel Ticaret Kanunu) §396-b maddesini değiştiriyor ve bu yükümlülüğü getiren ilk ABD eyalet yasası olarak nitelendiriliyor.

    Yasada synthetic performer, üretken yapay zeka veya bir yazılım algoritması kullanılarak oluşturulan ya da değiştirilen; görsel veya işitsel-görsel bir sunumda gerçek bir insan izlenimi vermesi amaçlanan dijital unsur olarak tanımlanıyor. Tanım, tasvir edilen unsurun yapay zeka ürünü olmasına dayanıyor; sanal influencer kullanımı yalnızca bu tanımın bir alt hali olarak kapsama giriyor. Yükümlülük, ürün veya hizmet ticareti kapsamında reklamı üreten veya oluşturan kişilere (reklam veren, ajans, yapımcı) yöneliyor; reklamı yalnızca yayımlayan veya dağıtan mecralar sorumluluk kapsamı dışında tutuluyor. Beyanın “açık” (conspicuous) olması gerekmekle birlikte, yasa beyanın biçimini, ifadesini veya konumunu düzenlemiyor.

    Düzenleme; yalnızca sesli reklamları, yapay zekanın salt dil çevirisi (dublaj) amacıyla kullanıldığı halleri ve sinema, televizyon, dijital içerik ile video oyunları gibi ifade içeren eserlerin reklamlarını (dijital unsurun esere uygun kullanılması koşuluyla) kapsam dışında bırakıyor. Yasa, bireysel dava hakkı (private cause of action) öngörmüyor; yaptırım, idari para cezası yoluyla işliyor: ilk ihlal için 1.000 dolar, sonraki her ihlal için 5.000 dolar.

    Düzenleme, New York General Business Law §396-b maddesine dayanmakta ve 9 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girmektedir.

    Kaynak: New York State Senate – Bill S8420A (A.8887-B)

    Avrupa Komisyonu’ndan Meta’ya Whatsapp Erişimi İçin Geçici Tedbir Kararı

    Avrupa Komisyonu, 9 Haziran 2026’da Meta hakkında geçici tedbir kararı alarak, üçüncü taraf genel amaçlı yapay zeka asistanlarının WhatsApp for Business API’ye erişiminin 15 Ekim 2025 öncesindeki koşullarla yeniden sağlanmasını emretti. Karar, 1/2003 sayılı Tüzük kapsamında verilen geçici tedbir niteliğinde olup, anılan Tüzük çerçevesinde (2019 tarihli Broadcom kararının ardından) alınan ikinci geçici tedbir kararı olarak kayda geçti.

    Komisyon’un ön değerlendirmesine göre Meta, en az Ocak 2023’ten bu yana Avrupa Ekonomik Alanı genelinde tüketici iletişim uygulamaları pazarında hâkim durumdadır. Meta, 15 Ekim 2025 tarihli politika değişikliğiyle üçüncü taraf genel amaçlı yapay zeka asistanlarının WhatsApp for Business API’ye erişimini engelleyerek yalnızca kendi asistanı Meta AI’ya erişim tanımış; Komisyon bu davranışı, daha önce üçüncü taraflara açık olan bir altyapıya erişimin geri çekilmesi olarak nitelendirmiştir.

    Geçici tedbir kapsamında Meta’nın, erişimi 15 Ekim 2025 öncesindeki ücretsiz koşullarla yeniden sağlaması ve bunu nihai karara kadar sürdürmesi gerekiyor. Meta’ya uyum için beş iş günü süre tanındı; uyulmaması hâlinde yıllık cironun yüzde 10’una kadar para cezası uygulanabileceği belirtildi. Meta karara itiraz edeceğini açıkladı.

    Karar, 1/2003 sayılı Tüzük’ün geçici tedbire ilişkin hükümlerine dayanmakta olup, Komisyon’un nihai kararına kadar yürürlükte kalacaktır.

    Kaynak: Avrupa Komisyonu – Basın Açıklaması (IP/26/1276)


    LEGALTECH SAHNESİ

    Uydurma Yapay Zeka Atıfları Nedeniyle Her İki Taraf Vekiline Yaptırım

    Amerika Birleşik Devletleri Mississippi Kuzey Bölgesi Federal Mahkemesi, vekillik ücretine ilişkin bir sözleşme uyuşmazlığında (Withers v. City of Aberdeen) görülen davada hem davacı hem davalı taraf vekillerinin mahkemeye sunulan dilekçelerde uydurma ve hatalı içtihat atıflarına yer vermesi üzerine 8 Haziran 2026 tarihli yaptırım kararını verdi. Kararda, her iki taraf vekillerinin benzer nitelikte yaptırım gerektiren davranışlarda bulunması “olağandışı bir durum” olarak nitelendirildi.

    Mahkeme, daha önce verdiği gerekçe gösterme (show cause) emrinin ardından yapılan duruşmada, vekillerden bir kısmının yapay zeka araçlarını kullandığını ve atıfların doğruluğunu sunum öncesinde denetlemediğini kabul ettiğini belirtti. Kararda, dört vekilin de Federal Hukuk Muhakemesi Kuralları’nın 11’inci kuralı (Rule 11) kapsamındaki teyit yükümlülüğünü ihlal ettiği; bir vekilin yapay zekanın var olmayan içtihat üretebileceğinden habersiz olduğu yönündeki açıklamasının yetersiz ve inandırıcılıktan uzak bulunduğu; bir diğerinin ise yapay zeka araştırma aracına körü körüne dayandığı ifade edildi.

    Yaptırım bakımından iki kademe belirlendi. Davaya geçici kabulle (pro hac vice) katılan iki vekilin geçici kabulü iptal edildi, iki yıl süreyle ilgili bölge mahkemesinde işlem yapmaları yasaklandı ve sırasıyla 2.500 ve 3.500 dolar para cezasına hükmedildi; bunlardan birine ayrıca süresi içinde yapay zeka etiğine ilişkin mesleki eğitim alma yükümlülüğü getirildi. Yapay zekayı doğrudan kullanmadığını ancak atıfları denetlemeden dilekçelerin sunulmasına izin verdiğini belirten iki yerel vekil ise davadan ihraç edildi (disqualified) ve her birine 1.000 dolar para cezası verildi. Mahkeme ayrıca kararın, vekillerin baro kayıtlarının bulunduğu eyaletlerdeki (Mississippi, Louisiana, Texas) baro disiplin mercilerine iletilmesine karar verdi; tüm vekillerin dosyadan çıkarılması nedeniyle taraflar yeni vekil edinmek durumunda kaldı. Karar, Federal Hukuk Muhakemesi Kuralları’nın 11’inci kuralındaki teyit yükümlülüğüne dayanmaktadır.

    Kaynak: U.S. District Court for the Northern District of Mississippi – Withers v. City of Aberdeen, No. 1:24-cv-00218, Sanctions Order48 (N.D. Ill.)


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    İkale Sözleşmesi İçindeki İbra Hükümlerinin Geçerliliği

    Av. Abdullah KUTLUK

    “…Fakat yeni kanun ile ibra sözleşmeleri açısından kesin bir hüküm getirilerek ibra sözleşmesinin iş ilişkisinin sona ermesinden 1 ay süre sonra ancak düzenlenebileceği hükme bağlanmıştır. Böylelikle iş sözleşmesi henüz sona ermeden yapılacak her türlü ibraname geçersiz olacak ancak makbuz hükmünde olabilecektir. Keza ikale sözleşmesi içerisinde işveren ile işçi arasında ibra hükümlerinin de bulunması var olan ibra hükümlerini TBK 420 hükmüne binaen hükümsüz kılacaktır.  …”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #5

    Apilex Bülten #5

    1 – 7 Haziran tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Mesai Takibinde Biyometrik Veri İşlenmesine İlişkin İlke Kararı

    Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 2026/921 sayılı İlke Kararı ile biyometrik verilerin hassas ve geri döndürülemez nitelikte olduğunu; ele geçirilmeleri hâlinde değiştirilmelerinin veya geri alınmalarının mümkün olmaması nedeniyle ilgili kişilerin mağduriyetine yol açabileceğini belirtti.

    Kararda, işverenin çalışma sürelerini belgeleme yükümlülüğü bulunmakla birlikte bu takibin biyometrik veriyle yapılmasını öngören açık bir kanuni düzenleme olmadığı vurgulandı. İşçi-işveren ilişkisindeki güç dengesizliği nedeniyle çalışanın açık rızasının özgür iradeye dayandığından söz edilemeyeceği, tek başına açık rızanın yeterli bir hukuki zemin oluşturmadığı değerlendirildi.

    Şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, geleneksel imza ve kâğıt bazlı devam çizelgeleri, RFID/NFC kimlik kartları ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi daha az müdahaleci yöntemlerin varlığında, açık rıza bulunsa dahi biyometrik veri işlenmesinin ölçülülük ilkesini sağlamayacağı sonucuna varıldı.

    Kurul, mesai takibinin bu alternatif yollarla yürütülmesi gerektiğini; karara aykırı veri sorumluları hakkında Kanun’un 18’inci maddesi uyarınca işlem tesis edileceğini oy birliğiyle hükme bağladı.

    Kaynak

    E-Ticaret Platformlarının Sorumsuzluğuna İlişkin İptal Kararı

    Anayasa Mahkemesi kararıyla, e-ticaret platformlarını (aracı hizmet sağlayıcı) satışa konu mal ve hizmetlerden doğan sorumluluktan muaf tutan düzenlemeleri tüketici sözleşmeleri yönünden iptal edildi.

    Önceki düzenlemeye göre platform, satıcı adına bedeli tahsil etmiş olsa bile ayıplı maldan sorumlu tutulamıyor; tüketici sorununu yalnızca satıcıyla çözmek zorunda kalıyordu.

    Mahkeme, platformların her zaman pasif bir aracı olmadığını; kimi durumlarda satılan ürün hakkında bilgi sahibi olduğunu, hatta ürün üzerinde kontrol kurabildiğini belirtti. Bu şekilde aktif rol üstlenen bir platformun dahi tümüyle sorumsuz sayılmasının, özellikle satıcıya ulaşılamadığı hâllerde tüketiciyi korumasız bıraktığını vurguladı.

    İptalle birlikte tüketici, ayıplı mal nedeniyle artık platforma karşı da doğrudan dava açabilecek. Hüküm, Resmî Gazete’de yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.

    Kaynak: T.C. Resmî Gazete, 2 Haziran 2026, Sayı: 33268 (AYM, E.2024/187, K.2026/42)

    CMK’nın Dijital Arama ve El Koyma Hükümlerinin İptali

    Anayasa Mahkemesi, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvurusu üzerine, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesinde yer alan ve bilgisayarlar ile dijital materyallerde arama, kopyalama ve el koymaya imkân tanıyan hükümleri oy çokluğuyla iptal etti. İptal, maddenin uygulanma imkânı kalmayan diğer fıkralarını da kapsıyor.

    Mahkeme, arama ve el koyma sürecinin hâkim kararı ve denetim yolları gibi güvencelere bağlandığını kabul etti. Buna karşılık, yargılama kesinleştikten sonra elde edilen kişisel verilerin saklanması, silinmesi, bunlara ilişkin süre ve usul ile ilgili kişinin silme veya sınırlama talep etme hakları konusunda kanun düzeyinde bir güvence bulunmadığını belirledi.

    Bu eksiklik nedeniyle düzenlemenin, özel hayata saygı ve kişisel verilerin korunması haklarına orantısız bir sınırlama getirdiği sonucuna varıldı. İptal hükmü, doğacak hukuki boşluk gözetilerek, kararın Resmî Gazete’de yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.

    Kaynak: T.C. Resmî Gazete, 25 Mayıs 2026, Sayı: 33264 (AYM, E.2023/128, K.2026/36)

    İHA Talimatı Taslağında KVKK Yükümlülükleri

    Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), insansız hava araçlarına (İHA) ilişkin kuralları yeniden düzenleyen “İnsansız Hava Aracı Sistemleri Talimatı” taslağını kamuoyu görüşüne açtı. Taslak, İHA işletenlere kişisel verilerin korunmasına dair yeni yükümlülükler getiriyor.

    Buna göre kamera, termal sensör, mikrofon veya konum takip sistemi gibi kişisel veri toplayabilen ekipmana sahip İHA’ları işletenler, 6698 sayılı Kanun kapsamında veri sorumlusu sayılacak. Kamuya açık alanlardaki uçuşlarda, veri toplanan yerde görünür uyarı işareti veya dijital bildirim yoluyla ilgili kişilerin bilgilendirilmesi öngörülüyor.

    Toplanan görüntü, ses ve konum verilerinin operasyonel amaç dışında işlenmesi ve üçüncü kişilerle paylaşılması yasaklanıyor; kamu güvenliği, arama-kurtarma, afet yönetimi veya yetkili makam talebiyle yürütülen operasyonlarda ise KVKK’nın 28. maddesi esas alınıyor. İlgili kişilerin erişim, düzeltme ve silme taleplerinin Kanun’da öngörülen sürelerde yanıtlanması gerekiyor.

    Taslak ayrıca işletici ve uzaktan pilotun özel hayatın gizliliğine özen göstermesini düzenliyor; aksi hâlde Türk Ceza Kanunu hükümlerinin uygulanacağını belirtiyor. Düzenleme henüz taslak aşamasında olup görüşe açıktır.

    Kaynak


    GLOBAL RADAR

    Meta, İrlanda DPC’ye Karşı Davayı Kaybetti

    İrlanda Yüksek Mahkemesi, Meta’nın İrlanda Veri Koruma Komisyonu’na (DPC) karşı açtığı davayı reddetti. Böylece DPC’nin, 430 milyon Euro’ya kadar para cezasına gidebilecek soruşturmasının önü açıldı. 

    Dava, 2018’de bir Facebook kullanıcısının şikâyetiyle başlamıştı. Kullanıcı kişisel verilerine erişmek istemiş; Meta ona verilerini indirmesi için araçlar sunmuş, ancak kullanıcı “Hive” adlı veri deposundaki bazı verilerine hâlâ erişemediğini ileri sürmüştü. DPC, Ekim 2025 tarihli taslak kararında Meta’nın GDPR’ın 12, 15 ve 20. maddelerini ihlal etmiş olabileceğini belirtti. Komisyon; kınama, veri erişim uygulamalarının düzeltilmesine yönelik bir uyum emri ve 360-430 milyon Euro arası para cezası öngördü. 

    Meta, DPC’nin tek bir şikâyetten yola çıkarak soruşturmayı tüm kullanıcıları kapsayacak biçimde genişlettiğini ve yetkisini aştığını savunmuştu. Mahkeme bu görüşü kabul etmedi; şikâyetle başlayan bir soruşturmada da DPC’nin ihlalin geneldeki etkilerini değerlendirip tedbir uygulayabileceğine hükmetti. Bu aşamada Meta’ya henüz ceza verilmiş değil; karar yalnızca soruşturmanın sürmesinin önünü açıyor.

    Kaynak

    EPRS’den Sosyal Medyada Asgari Yaş Tartışması Brifingi

    Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi (EPRS), çocukların sosyal medyaya erişiminde asgari yaş sınırı belirlenmesine ilişkin tartışmaları ele alan bir brifing yayımladı.

    Brifinge göre, sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisine dair kaygılar son yıllarda arttı ve aralarında bazı AB üyelerinin de bulunduğu pek çok ülke, erişimi yaşa göre sınırlamayı değerlendiriyor. UNICEF’in Mart 2026 raporuna göre yaklaşık 40 ülke bu tür kısıtlamaları tartışıyor, öneriyor ya da uyguluyor.

    Belge, ilk uygulamaların henüz pek etkili olmadığına dikkat çekiyor: platformlar 16 yaş altı milyonlarca hesabı kapatsa da çocukların erişimi sürüyor. Yaş güvencesi teknolojilerinin kusurlu olduğu; bazı yöntemlerin mahremiyeti zedeleyebileceği veya kişileri yanlışlıkla dışarıda bırakabileceği belirtiliyor.

    AB özelinde, ulusal düzenlemelerin çoğalması parçalı bir mevzuat riski doğuruyor; üye devletler dijital hizmetler ve veri koruma mevzuatı ile ifade özgürlüğü gibi temel haklara uymak zorunda. Bu parçalanmayı önlemek için bazı üye devletler ve Avrupa Parlamentosu, AB genelinde bir asgari yaş ya da daha geniş bir “dijital reşitlik yaşı” da dâhil ortak bir yaklaşım çağrısı yapıyor. Avrupa Komisyonu konuya ilişkin bir çocuk güvenliği paneli kurmuş olup uyumlaştırılmış bir yaş doğrulama çerçevesi üzerinde çalışıyor.

    Kaynak

    Florida Yüksek Mahkemesi’nden Dilekçelerde Yapay Zeka Kural

    Florida Eyalet Yüksek Mahkemesi, mahkemeye sunulan dilekçelerde üretken yapay zeka kullanımına ilişkin eyalet genelindeki kuralları değiştirdi. 28 Mayıs 2026’da verdiği kararla (SC2026-0673), avukatların ve kendini temsil eden tarafların, dilekçelerinde atıf yaptıkları hukuki kaynakların doğru olduğunu beyan etmesini zorunlu kıldı.

    Değişikliğe göre dilekçeyi imzalayan kişi, “belirtilen hukuki kaynakların var olduğunu ve doğru biçimde atıf yapıldığını” beyan etmiş sayılıyor. Karar, yapay zeka araçlarının inandırıcı görünen ancak gerçekte var olmayan kararlar, alıntılar veya hukuki analizler üretebildiğine dikkat çekiyor.

    Bu beyana aykırı dilekçelerde mahkemeler, ilgiliye bildirim ve savunma imkânı tanıdıktan sonra yaptırım uygulayabilecek. Yaptırımlar; kınama, dilekçenin işlemden kaldırılması, davanın reddi, masraf ve vekâlet ücreti gibi tedbirleri kapsayabiliyor.

    Mahkeme, düzenlemeyi yerel mahkemelerin farklı yapay zeka beyan zorunluluklarının yerine eyalet genelinde tek tip bir kural getirmek için kabul etti ve ayrı bir idari kararla yerel ek zorunlulukları kaldırdı. Değişiklik 15 Haziran 2026’da yürürlüğe girecek; ilgililer 11 Ağustos’a kadar görüş sunabilecek.

    Kaynak


    LEGALTECH SAHNESİ

    OpenAI’a “Lisanssız Avukatlık” Davası

    ABD’de faaliyet gösteren Nippon Life Insurance Company of America adlı sigorta şirketi, OpenAI’a karşı Chicago’daki federal mahkemede dava açarak, ChatGPT’nin bir kullanıcıya hukuki yardım sağlamak suretiyle Illinois eyaletindeki “lisanssız avukatlık” yasağını ihlal ettiğini ileri sürdü. Şirket ayrıca bu kullanımın, sözleşmeye müdahaleye ve yargı sürecinin kötüye kullanılmasına yol açtığını savundu.

    İddiaya göre davacı, avukatından gelen yazışmaları ChatGPT’ye yükleyerek aldığı yanıtlar doğrultusunda avukatını görevden almış; ardından ChatGPT’nin hazırladığı çok sayıda dilekçeyle kapanmış davayı yeniden açmaya çalışmıştır. Şirket, bu süreçte yaklaşık 300 bin dolar masraf yaptığını belirterek; lisanssız avukatlık faaliyetinin tespitini, 300 bin dolar tazminat ve 10 milyon dolar cezai tazminat talep ediyor.

    OpenAI ise mahkemeye sunduğu dilekçeyle davanın reddini istedi. Şirkete göre ChatGPT bir kişi değil; hukuki bilgi ya da beceriye sahip olmadığı gibi avukatlık yapma ehliyeti de bulunmuyor. OpenAI, herkesin kullanımına açık genel amaçlı bir aracın sunulmasının suça yardım sayılamayacağını ve kullanım koşullarının, çıktıların profesyonel danışmanlık yerine geçmeyeceğini açıkça öngördüğünü vurguladı.

    Kaynak: Nippon Life Insurance Co. of America v. OpenAI Foundation, No. 1:26-cv-02448 (N.D. Ill.)


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    Göç Hukuku Neden Bir İdare Hukuku Meselesidir? Statü Kavramı Üzerinden Bir İnceleme

    Öğr. Gör. Rıdvan AKIN

    “…Bu çerçevede bir yabancının uluslararası koruma statüsüne alınması, statüsünün sona erdirilmesi veya iptal edilmesi gibi işlemler, ayrı maddelerde düzenleme altına alınmıştır. Öte yandan savaşlar, iç çatışmalar, doğal afetler ve yaygın insan hakları ihlalleri gibi sebeplerle milyonlarca insanın kitlesel biçimde yer değiştirmek zorunda kalması, devletlerin koruma mekanizmalarını çeşitlendirmesine yol açmıştır. Bu bağlamda geliştirilen en önemli araçlardan biri de geçici koruma statüsü olmuştur. Bunun yanında kanun koyucu, hiçbir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olmayan kişiler bakımından vatansız statüsünü düzenlemiş ve “Vatansız Kişi Kimlik Belgesi” verilmesi yoluyla bu kişilere de hak ve yükümlülükler doğuran özel bir statü kazandırmıştır. Böylece göç hukukunda yabancıların hukuki konumu, kanun koyucu tarafından önceden belirlenmiş statü rejimleri aracılığıyla şekillenmektedir…”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #4

    Apilex Bülten #4

    18 – 24 Mayıs tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği

    Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği ile Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalara İlişkin Uygulama Tebliği (No: 2026/3), 20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme 5996 sayılı Kanun’a dayanılarak hazırlandı ve Avrupa Birliği’nin 2015/2283 ile 2017/2470 sayılı tüzükleriyle uyum hedefini taşıyor.

    Yönetmelik; 20 Mayıs 2026’dan önce Türkiye’de önemli düzeyde tüketim geçmişi bulunmayan gıdaları, mikroorganizmalardan veya hücre ve doku kültüründen elde edilen ürünleri, tasarlanmış nanomateryaller içeren gıdaları ve yeni moleküler yapı kazandırılan ürünleri “yeni gıda” kapsamında değerlendiriyor. Bu ürünlerin piyasaya arzı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü iznine bağlandı; yalnızca EK-1 listesinde yer alan yeni gıdalar, belirlenen kullanım koşulları ve etiketleme gerekliliklerine uygun şekilde piyasaya arz edilebilecek.

    Mevcut işletmeler için EK-1 hükümlerine uyum tarihi 30 Haziran 2027 olarak belirlendi; bu tarihten önce piyasaya arz edilen ürünlerin raf ömrü sonuna kadar piyasada bulunmasına izin verildi.

    Kaynak

    Anayasa Mahkemesi’nin HMK 362/1-a Hükmüne İlişkin İptal Kararı

    Anayasa Mahkemesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendini “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bularak iptal etti.

    Başvuruyu, idarenin mecburi hizmet ile orantılı yetiştirme bedeli talebine karşı açılan menfi tespit davasının istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi yaptı. İtiraz konusu kural, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri belirli bir tutarı geçmeyen davalara ilişkin kararlarına karşı temyiz yolunu kapatmaktaydı. Mahkeme, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tümden kabul ederek ilk derece kararını kaldırıp esas hakkında yeniden hüküm tesis ettiği hâllerde söz konusu yeni karara karşı temyiz yolunun kapalı tutulmasının, hükmün başka bir mahkemece denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiğini değerlendirdi.

    Kaynak

    Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun Gebelik Temelli Ayrımcılık Kararı

    Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, atama süreci tamamlandıktan sonra gebelik durumunu bildirmesinin ardından sözleşmesi imzalanmayan akademisyenin başvurusunda cinsiyet temelinde doğrudan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine hükmetti. 13 Nisan 2026 tarihli ve 2026/318 sayılı kararla muhatap … Üniversitesi Rektörlüğüne 256.357 Türk lirası idari para cezası uygulanmasına karar verildi.

    Olay, başvuranın Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyesi kadrosu için açılan ilana başvurması ve jüri değerlendirmesinde yeterli bulunarak atama sürecinin tamamlanmasıyla başlamıştır. Başvuran, gebelik durumunu İnsan Kaynakları Birimine bildirmesi üzerine üniversitenin tutum değiştirdiğini, baskı sonucu haklarından feragat ettiğine ilişkin dilekçe yazdırıldığını ve daha sonra bu feragatı geri çekmesine rağmen sözleşmenin imzalanmadığını ileri sürmüştür. Muhatap üniversite ise başvuranın gebelik nedeniyle göreve başlamaktan kendi rızasıyla feragat ettiğini savunmuştur.

    Kurul, başvuranın aranan şartları taşıdığı ve atama işlemlerinin başlatıldığı tespitinden hareketle, gebelik bildirimi sonrasında iş ilişkisinin kurulmamasının objektif ve makul bir gerekçesinin bulunmadığını değerlendirmiştir. 

    Kaynak: Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (2026/318 sayılı Kurul Kararı)


    GLOBAL RADAR

    Dünya Ekonomik Forumu’ndan Siber Güvenlikte Yapay Zeka Raporu

    Dünya Ekonomik Forumu ile KPMG’nin ortak hazırladığı rapor, kuruluşların siber güvenlik süreçlerinde yapay zekadan nasıl yararlanabileceğini ve benimseme aşamasında gözetilmesi gereken hukuki ve yönetsel ölçütleri ele alıyor.

    Raporda yer alan verilere göre kuruluşların yüzde 77’si siber güvenlikte yapay zeka kullanıyor. Yapay zekayı geniş ölçekte kullanan kuruluşlarda veri ihlali tespit süresi ortalama 80 gün kısalmış, ortalama ihlal maliyeti 1,9 milyon dolar azalmış durumda.

    Belgede hukuki boyutu öne çıkan başlıklar arasında yapay zekanın farklı ülkelerdeki mevzuata uyum denetiminde, denetime hazır belge ve kanıt üretiminde, tedarikçi belgelerinin doğrulanmasında ve üçüncü taraf risk yönetiminde kullanılması yer alıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Operasyonel Dayanıklılık Tüzüğü (DORA) ile NIS2 Direktifi, ihlal tespiti ve raporlama yükümlülükleri bakımından örnek düzenlemeler olarak gösteriliyor.

    Rapor, yapay zekaya aşırı bağımlılığın siber dayanıklılığı zayıflattığını; sistem arızalarında müdahale edebilmek için insan denetimi ve yedek mekanizmaların öngörülmesi gerektiğini belirtiyor.

    Kaynak

    Belçika Veri Koruma Otoritesi’nden Hukuk Bürosuna Ceza

    Belçika Veri Koruma Otoritesi, eski müvekkilinin GDPR’ın 15. maddesi kapsamındaki erişim talebine usulüne uygun yanıt vermeyen bir hukuk bürosuna idari para cezası verdi. Karar, şeffaflık ilkesi ve erişim hakkı bakımından iki ayrı ihlal tespit ediyor.

    Hukuk bürosu, başvurucuların erişim talebini önce kimlik doğrulanmadığı gerekçesiyle kısmen yanıtladı; son aşamada talebi “açıkça temelsiz veya aşırı” sayarak ücret talep etti. Savunmasında avukatlık mesleğinin doğası gereği meslek sırrının koruma sağladığını, ayrı bir GDPR uyum belgesine gerek bulunmadığını ileri sürdü.

    Otorite, meslek sırrının üçüncü kişilere açıklamaya karşı koruma sağladığını, müvekkilin kendi verisine erişim hakkı bakımından dayanak oluşturmadığını belirtti. Avukatlık mesleğinin GDPR yükümlülüklerini içkin kıldığı yaklaşımı da reddedildi.

    Kararda ayrıca, kimlik konusundaki makul şüphenin ret gerekçesi değil, hangi belgenin sunulabileceğini bildiren bir yönlendirme yükümlülüğü doğurduğu; veri sorumlusunun yanıtsızlığı nedeniyle tekrarlanan talebin yeni talep sayılmayacağı ve ücret talebine dayanak oluşturamayacağı ifade edildi.

    Kaynak

    Danimarka’nın Deepfake-Telif Hakkı Yaklaşımı

    Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi (EPRS), “The Danish Approach to Copyright and Deepfakes: A Model for the EU?” başlıklı bir rapor yayımladı. Rapor, Danimarka’nın kişilerin görüntü ve ses özelliklerini telif hukuku üzerinden koruma altına alan yasa teklifini ve Avrupa Birliği düzeyindeki olası etkilerini ele almaktadır.

    Avrupa Komisyonu’na bildirilen taslak iki bölümden oluşmaktadır: kişisel karakteristiklerin gerçekçi dijital taklitlerine karşı genel koruma ile sanatçıların performanslarının dijital taklitlerine karşı koruma. İçeriğin paylaşılabilmesi kişinin rızasına bağlanmakta, koruma süresi ilgili kişinin ölümünden sonra elli yıl olarak öngörülmektedir. Karikatür, hiciv, parodi ve pastiş kapsam dışında bırakılmıştır. Uygulamanın Dijital Hizmetler Yasası’nın (DSA) bildirim ve işleme mekanizması üzerinden yürütülmesi planlanmaktadır.

    Raporda düzenlemenin teknik anlamda telif hakkı niteliği taşımadığı vurgulanmaktadır. Danimarka makamları açıklayıcı notlarında yeni bir telif hakkı oluşturmayı amaçlamadıklarını, kişilik haklarına ilişkin yazılı olmayan ilkeleri kodifiye ettiklerini belirtmektedir.

    Taslağın Temmuz 2026’da yürürlüğe girmesi beklenmektedir; kurallar Danimarka toprakları dışında çok büyük çevrim içi platformlar üzerinden geo-blocking yoluyla uygulanacaktır.

    Kaynak

    LEGALTECH SAHNESİ

    California Barosu’ndan Güncellenmiş Yapay Zeka Rehberi

    California Barosu, “Hukuk Pratiğinde Üretken Yapay Zeka Kullanımına İlişkin Uygulama Rehberi”ni güncelledi. 

    Güncellenmiş rehber, yetkinlik (competence) yükümlülüğünü iki ayrı bileşene ayırarak yeniden tanımlıyor; avukatın kullanılan aracın çalışma mantığını, sınırlarını ve “halüsinasyon” risklerini bilmesinin asgari uyum koşulu olduğu belirtiliyor. Agentic yapay zekanın dilekçe revizyonu, ifşa yanıtlarının hazırlanması, belge inceleme koordinasyonu ve müvekkil alımının otonom yürütülmesi gibi kullanım örnekleri üzerinden gizlilik, denetim ve müvekkile bilgilendirme yükümlülükleri ele alınıyor.

    Rehbere paralel olarak, baronun Mesleki Sorumluluk ve Davranış Komitesi (COPRAC), Meslek Kuralları’nın altı maddesinde değişiklik öneren bir taslağı kamuoyu görüşüne sunmuş durumda; öneriler kabul edildiği takdirde disiplin yaptırımı doğuracak.

    Kaynak


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    6222 Sayılı Kanun ve Sınırları

    Arb. Av. Özkan Burak ÖZMEN, LL.M. 

    “…Uygulamada karşılaştığımız konular göz önüne alındığında keyfi olarak uygulanan seyirden men tedbirleri çoğu zaman CMK’nın 109. maddesinde düzenlenen adli kontrol tedbirlerinden ve hatta mahkûmiyet kararlarından daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir…”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.