Kategori: Bülten

  • Apilex Bülten #3

    Apilex Bülten #3

    11 – 17 Mayıs tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi Güncellendi

    Siber Güvenlik Başkanlığı, Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi ile Denetim Rehberi’ni güncelledi. Değişikliğin gerekçesi, mülga Dijital Dönüşüm Ofisi’nin yetkilerinin Başkanlığa devredilmesi olarak açıklandı; doküman üzerinde tasarımsal ve kurumsal değişiklikler yapıldı. Rehberler, kamu kurumları ve kritik altyapı işletmeleri için uyum ve denetim yükümlülükleri içeriyor. Millî güvenlik ve gizlilik kapsamındaki faaliyetler hariç olmak üzere, bilgi işlem birimi barındıran ya da bu hizmetleri üçüncü taraflardan alan kamu kurumları ile kritik altyapı işletmeleri, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi çerçevesinde uyum faaliyetlerini yürütmekle yükümlü. İlgili kurumların yılda en az bir kez iç denetim gerçekleştirip sonuçlarını Başkanlığa iletmesi bekleniyor.

    Kaynak

    Ticaret Bakanlığı E-Ticaret 2025 Raporu

    Ticaret Bakanlığı, 12 Mayıs 2026 tarihinde “Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü 2025 Raporu”nu yayımladı. ETBİS verilerine dayanan rapora göre 2025 yılında e-ticaret hacmi %52,2 artışla 4,57 trilyon TL’ye, işlem sayısı 5,94 milyar adede ulaştı. E-ticaretin GSYH içindeki payı %6,9, genel ticaret içindeki payı %19,3 oldu.

    Rapor; 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ETBİS altyapısı çerçevesinde toplanan verilerle e-ticaret aracı hizmet sağlayıcıları, tüketici işlemleri, kartlı ödeme güvenliği ve C2C ekonomisine ilişkin düzenleyici politikaların güçlendirilmesine veri temelli bir dayanak sunuyor.

    Kaynak

    KVKK’dan Reality Show Programları İçin Kişisel Veri Rehberi

    KVKK ve RTÜK iş birliğiyle hazırlanan “Canlı Yayımlanan Reality Show Niteliğindeki Programlarda Kişisel Verilerin İşlenmesine Yönelik Rehber” 12 Mayıs 2026’da yayımlandı. Rehber, gündüz kuşağında canlı yayımlanan ve gerçek kişilerin hayatlarına ilişkin olayları konu alan programlarda kişisel verilerin işlenmesini ele alıyor.

    Rehberde, bu tür programlarda kişisel veri işleme faaliyetlerinin her durumda ifade özgürlüğü kapsamında istisna kabul edilemeyeceği, özel hayatın gizliliği, kişilik hakları veya suç teşkil eden haller söz konusu olduğunda 6698 sayılı Kanun hükümlerinin dikkate alınması gerektiği belirtiliyor. Bu kapsamda yayının kamu ilgi ve yararı taşıyıp taşımadığı, gerçek ve güncel olup olmadığı, özü ile biçimi arasında denge bulunup bulunmadığı kriter olarak öne çıkarılıyor.

    Veri sorumlusu sıfatının her somut olay özelinde; yayıncı–yapımcı arasındaki sözleşmenin niteliğine ve programın yapım, yayın ve yayın sonrası aşamalarına göre değişebileceği ifade ediliyor. İlgili kişilerin yalnızca programa katılanlarla sınırlı olmadığı; hakkında bilgi paylaşılan üçüncü kişilerin de ilgili kişi sayılabileceğine dikkat çekiliyor.

    Yayın aşamasında hukuka aykırı veri işlenmesinin önlenmesi için üçüncü kişinin adının kapatılması, yüzünün buzlanması, konuşmaların sessize alınması gibi teknik tedbirler örnek olarak sayılıyor. Uyum tavsiyeleri kapsamında genel ilkelere uyum, işleme şartları, aydınlatma yükümlülüğü, veri güvenliği, yurt içi/yurt dışı aktarım, imha, VERBİS ve ihlal bildirimi başlıkları sistematik biçimde ele alınıyor. Yayın sonrasında program kayıtlarının sosyal medya ve internet sitelerine yüklenmesi sonrasında ilgili kişilerin görüntülerin kaldırılması ile verilerin silinmesi/yok edilmesi taleplerini yayıncı ve yapımcıya yöneltebileceği belirtiliyor.

    Kaynak

    Reklam Kurulu’nun Erişim Engeli Yetkisine İlişkin Düzenleme

    Anayasa Mahkemesi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 63. maddesinde Reklam Kurulu’na dijital içerikler bakımından erişimin engellenmesi kararı alma imkânı tanıyan düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verdi. Mahkeme; yeni düzenlemede erişimin engellenmesi kararından önce ilgili içeriğin kaldırılması için bildirim yapılması ve süre tanınmasının esas hâline getirildiğini, muhataba ulaşılamaması gibi sınırlı hâllerde ise kararın doğrudan uygulanabileceğini belirledi. Bu aşamalı yapının önceki iptal kararında dile getirilen ölçülülük ve usule ilişkin sakıncaları giderdiği, sistemin ifade ve teşebbüs özgürlüğünü tümüyle ortadan kaldırmadığı değerlendirildi. Kararda ayrıca, erişim engeli ve içerik kaldırma kararlarına karşı idari yargı yolunun açık olması ve yürütmenin durdurulmasına hükmedilebilmesi önemli bir güvence olarak nitelendirildi.

    Kaynak: Anayasa Mahkemesi, E: 2024/146, K: 2026/50, 26/2/2026


    GLOBAL RADAR

    Basın Yayıncılarının Adil Ücret Hakkına İlişkin Karar (Meta v. AGCOM)

    Avrupa Birliği Adalet Divanı (CJEU) Büyük Dairesi, 12 Mayıs 2026 tarihli C-797/23 Meta Platforms Ireland kararıyla, üye devletlerin basın yayıncılarına adil ücret hakkı tanıyan ulusal düzenlemeler getirebileceğine hükmetti. Bu hak, yayıncıların yayınlarının çevrimiçi hizmet sağlayıcılar tarafından kullanılmasına izin vermeleri karşılığında doğmaktadır.

    Dava, İtalyan düzenleyici AGCOM’un 2023 tarihli kararına karşı Meta’nın açtığı iptal davasından doğdu ve Lazio Bölge İdare Mahkemesi’nin ön karar talebiyle Divan’a taşındı. Meta, İtalyan adil ücret sisteminin, 2019/790 sayılı DSM Direktifi’nin 15. maddesi ile AB Temel Haklar Şartı’nın 16. maddesindeki teşebbüs özgürlüğüne aykırı olduğunu ileri sürmüştü.

    Divan, adil ücret hakkını AB hukukuyla uyumlu buldu; ancak ücretin, kullanım iznine karşılık gelmesi gerektiğini belirtti. Yayıncılar izni reddedebilmeli veya ücretsiz verebilmeli; sağlayıcı yayını kullanmıyorsa ücret istenememelidir. Sağlayıcılara getirilen müzakere yürütme, içeriğin görünürlüğünü kısıtlamama ve ücret hesabı için veri paylaşma yükümlülükleri teşebbüs özgürlüğünü sınırlasa da orantılı görüldü. AGCOM’un kriter belirleme ve yaptırım yetkileri de geçerli kabul edildi. Dosya İtalyan mahkemesine geri gönderildi.

    Kaynak: CJEU Büyük Dairesi, C-797/23, 12 Mayıs 2026

    CNIL’dan Free Mobile ve Free’ye 42 Milyon Avro Veri İhlali Yaptırımı

    Fransa Veri Koruma Otoritesi (CNIL) Sınırlı Komitesi, telekomünikasyon operatörü Free Mobile ve Free şirketlerine, abone verilerinin güvenliğini sağlamada yetersiz kaldıkları gerekçesiyle sırasıyla 27 milyon ve 15 milyon Avro olmak üzere toplam 42 milyon Avro idari para cezası verdi.

    Ekim 2024’te bir hacker, şirketlerin bilgi sistemine sızarak 24 milyon abone sözleşmesine ait kişisel verilere erişim sağlamıştı. İhlalden etkilenen kişilerden 2500’ü aşkın şikâyetin ardından CNIL tarafından yürütülen denetimde, her iki şirketin kendi abonelerine ilişkin veri sorumlusu sıfatıyla GDPR yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edildi.

    Kararda; veri sahiplerine gönderilen ihlal bildirim e-postasının GDPR’ın 34/2. maddesinde aranan tüm zorunlu unsurları içermediği, ihlalin sonuçlarının ve alınabilecek korunma tedbirlerinin doğrudan anlaşılır biçimde aktarılmadığı belirlendi. Ayrıca denetim tarihinde şirketin eski abonelere ait verileri muhasebe amacıyla saklanması gerekenler dışında ayıklayıp imha eden bir mekanizma kurmadığı, saklama süresi sonunda silme yükümlülüğüne uymadığı saptandı.

    Sınırlı Komite, şirketin altı ay içinde verilerin ayıklanması ve imhasının tamamlanmasına yönelik düzeltici tedbir uygulamasına da hükmetti.

    Kaynak

    LEGALTECH SAHNESİ

    Georgia İstinaf Mahkemesi’nden Dilekçelerde Yapay Zeka Kullanımına İlişkin Uyarı

    Georgia Eyaleti İstinaf Mahkemesi, 8 Mayıs 2026 tarihli Broyles v. McNeal kararında, mahkemeye sunulan dilekçelerde yapay zeka araçlarının kullanımına ilişkin bir uyarıya yer verdi. 

    Davalı taraf, karşı tarafın dilekçesini bir chatbot’un hazırladığını ileri sürmüştü. Mahkeme, dilekçede hatalı atıflar bulunduğunu, yalnızca bir atfın doğru olduğunu tespit etti. Bu noktada mahkeme, “yapay zeka” olarak pazarlanan ürünlerin hesap makineleri gibi yararlı araçlar olabileceğini; ancak bu araçların ürettiği metinlerin ve atıf görünümündeki dizilerin gerçek hukuki kaynaklarla doğrulanması gerektiğini, var olduklarının veya doğru oldukların varsayılamayacağını belirtti.

    Karar, yapay zeka araçlarıyla hazırlanan hukuki metinlerde uydurma atıfların tespit edildiği davalar bağlamında, mahkemelerin doğrulama beklentisini ortaya koymaktadır.

    Kaynak: Court of Appeals of Georgia, Broyles v. McNeal, A26A0384


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    4 Şubat 2026 Yönetmelik Değişiklikleri 6306 Uygulamasına Yeni Neler Getirdi?

    Arş. Gör. Cihan YAYLAK

    “…Yeni metnin en pratik sonucu, riskli yapılarda “yıkım olmadan karar alınamaz” algısını kırması. Yönetmelik, riskli yapıların bulunduğu parsellerde (ve ayrıca riskli alan/rezerv yapı alanlarında etap/ada ölçeğinde), yapının yıktırılmış olması şartı aranmaksızın şu işlemler hakkında salt çoğunlukla karar alınabileceğini açıkça sayıyor: tevhit, ifraz/taksim/terk/ihdas/tescil, yeniden bina yaptırma, payların satışı, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı gibi yeniden değerlendirme modelleri…”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #2

    Apilex Bülten #2

    4 – 10 Mayıs tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    Doğum İzinlerinde Yeni Dönem

    1 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7578 sayılı Kanun, çalışma yaşamındaki ebeveyn izinlerini hem özel sektör hem kamu personeli açısından yeniledi. Doğum sonrası analık izni 8 haftadan 16 haftaya, toplam izin süresi 16 haftadan 24 haftaya, çoğul gebelikte ise 26 haftaya çıkarıldı. Doğumdan önce çalışılabilecek süre 3 haftadan 2 haftaya indirildi. Babalık izni 5 günden 10 güne yükseltilerek memurlara tanınan süreyle eşitlendi.
    5510 sayılı Kanun’un 18. maddesinde yapılan değişiklikle geçici iş göremezlik ödeneği süresi de 24 haftaya çıkarıldı; böylece uzayan izin boyunca SGK ödeneği kesintisiz devam edecek.
    Koruyucu aile olan memur, işçi ve silahlı kuvvetler personeline çocuğun teslim edildiği tarihten itibaren talep üzerine 10 gün izin hakkı tanındı; bu izin işçiler için ücretsiz olarak düzenlendi.
    Geçici Madde 1 ile, 1 Nisan 2026 itibarıyla doğum yapmış olup mevcut analık izni dolmuş ancak doğumdan bu yana 24 haftayı henüz tamamlamamış işçi ve memur personele, yürürlük tarihinden itibaren 10 iş günü içinde (hak düşürücü süre) talep etmeleri halinde 8 hafta ilave analık izni verilecek.

    Kaynak

    “İnternet Kanunu”nda Değişiklik Yapıldı

    5651 sayılı Kanun’da kapsamlı değişiklikler yapılarak sosyal ağ sağlayıcıları ve dijital oyun platformlarına yönelik yeni yükümlülükler getirildi. Düzenlemenin merkezinde çocukların dijital ortamdaki korunması yer alıyor.

    Sosyal ağ sağlayıcıları artık 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak; bu kapsamda yaş doğrulama dahil gerekli teknik tedbirleri almakla yükümlü tutuldu. 15 yaşını doldurmuş çocuklara ise ayrıştırılmış hizmet modeli sunulacak ve alınan tedbirler sağlayıcının internet sitesinde yayımlanacak. Düzenleme, sosyal ağ sağlayıcılarına ayrıca açık ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sağlama zorunluluğu getirdi: hesap ayarlarının kontrolü, ücretli işlemlerin ebeveyn onayına bağlanması, kullanım süresinin izlenmesi ve sınırlandırılması mekanizmaları bu kapsamda yer alıyor. Aldatıcı reklamları engelleyici tedbirler de yükümlülük haline getirildi. Türkiye’den günlük erişimi on milyonu aşan sağlayıcılar bakımından ise gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen kararları en geç bir saat içinde uygulamak zorunda olduğuna dair önemlere yer verildi.

    Düzenlemenin bir başka önemli ayağı, dijital oyun alanının ilk kez kapsamlı biçimde regüle edilmesidir. Kanun; oyun, oyun geliştirici, oyun dağıtıcı ve oyun platformu kavramlarını ilk kez tanımladı. Yeni rejimde oyun platformları, usulüne uygun derecelendirilmemiş oyunları sunamayacak; günlük erişimi yüz bini aşan yurt dışı kaynaklı platformlar Türkiye temsilcisi atayarak BTK’ya bildirimde bulunacak. Sosyal ağlardakine paralel ebeveyn kontrol araçları burada da zorunlu kılındı. BTK ise oyun platformlarından kurumsal yapı, bilişim sistemleri ve veri işleme mekanizmalarına ilişkin bilgi ve belge talep edebilecek.

    Yükümlülüklerini yerine getirmeyen oyun platformlarına bir milyondan otuz milyon TL’ye kadar idari para cezası verilecek; tedbirin uygulanmaması halinde internet trafiği bant genişliğinin önce yüzde otuza, sonra yüzde elliye kadar daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurulabilecek. Bu hükümler, 1 Kasım 2026’dan tarihinde yürürlüğe girecek.

    Kaynak

    TBB’den Reklam Yasağına Takip Merkezi

    Türkiye Barolar Birliği’nin 2 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile avukatların yazılı, işitsel, görsel ve çevrim içi iletişim araçları üzerindeki reklam yasağı ihlallerini izlemek üzere yeni bir merkezi yapı kuruldu. Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne eklenen 12/A maddesi ile Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi ihdas edildi.

    Yeni düzenlemeye göre, beş üyeden oluşacak Merkez; iddia edilen reklam yasağı ihlallerini tespit etme, TBB’ye rapor sunma ve süreci ilgili barolar nezdinde takip etme görevlerini üstlenecek. Merkez üyeleri, avukatlık disiplin hukukundaki yeterlilikleri gözetilerek TBB Yönetim Kurulu tarafından en fazla iki yıllığına görevlendirilecek.

    Merkezin re’sen veya bildirim üzerine haberdar olduğu ihlal iddiasını ilgili baroya gönderecek; baro ise kovuşturma açılması veya açılmaması yönündeki kararını diğer ilgililerle birlikte Merkez’e de iletecek. Bunun yanında Merkez, barolardan bu madde kapsamındaki ihlallere ilişkin disiplin soruşturma ve kovuşturma işlemleri hakkında istatistiki bilgi talep edebilecek.

    TBB’nin konuya ilişkin duyurusunda, iletişim teknolojisindeki gelişmelerin avukatlık mesleğinin icrasına yansıdığı, meslektaşların yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmesinin sağlanması ile mesleğin kamu hizmeti niteliğinin korunmasının önem taşıdığı vurgulandı.

    Kaynak

    Siber Güvenlik Başkanlığı’nın Resmî Web Sitesi Yayında

    Siber Güvenlik Kanunu kapsamında kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’nın resmî web sitesi (siberguvenlik.gov.tr) yayına alındı. Site üzerinden siber olay bildirimi, CVE başvuru süreçleri, zararlı bağlantılar, güvenlik bildirimleri, SOME İletişim Platformu (SİP), sıkça sorulan sorular ile kurumsal yapı ve faaliyet alanlarına ilişkin başlıklara erişim sağlanabiliyor. Oltalama, zararlı yazılım, veri sızıntısı ve erişim ihlalleri gibi siber tehditlerin kurumsal bir kanal üzerinden iletilebilmesi, kamu kurumları, özel sektör, kritik altyapılar ve vatandaşlar açısından yeni bir başvuru mekanizması oluşturuyor.

    Başkanlığın görev alanı, kurulduğu tarihten bu yana genişlemiş; daha önce Dijital Dönüşüm Ofisi tarafından yürütülen e-Devlet hizmetleri, kamunun dijital dönüşümü ve yapay zeka uygulamalarına ilişkin görevler de bu çatı altına devredilmişti. Böylece siber güvenlik ve yapay zeka politikası, Türkiye’de tek bir kurumsal merkezde toplanmış oldu. 

    Kaynak

    Siber Güvenlik Kurulu Toplantısı

    Siber Güvenlik Kurulu, 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu ile kurulduktan sonra 5 Mayıs 2026’da ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki mevcut durumu, kurumsal yapılanma süreci ve stratejik öncelikleri ele alındı; siber güvenliğin millî güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Bu çerçevede Siber Güvenlik Başkanlığı’nın; ülkenin dijital varlıklarını korumak, tehditlere karşı proaktif bir yapı kurmak, ulusal düzeyde güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak ve güvenli bir dijital gelecek inşa etmek amacıyla faaliyetlerini sürdüreceği ifade edildi. Veri egemenliği ayrı bir başlık altında ele alındı; verinin teknik bir unsurun ötesinde stratejik bir değer taşıdığı belirtilerek dijital egemenlik yaklaşımının güçlendirilmesi ile siber dayanıklılık ve caydırıcılık kapasitesinin artırılması öncelikli hedefler arasında yer aldı.

    Toplantının en somut çıktısı, Kritik Altyapı Sektörleri’nin belirlenmesi oldu: Dijital Altyapılar, Dijital Hizmetler, Elektronik Haberleşme, Enerji, Finans, Gıda ve Tarım, İmalat Sanayi, Kamu Hizmetleri, Medya ve Kriz İletişimi, Posta ve Kargo, Sağlık, Savunma Sanayii, Su Yönetimi, Ulaştırma ve Uzay. Bu sektörlerin siber tehditlere karşı öncelikli koruma kapsamına alınacağı, kritik altyapıların güvenliğine yönelik koordinasyon mekanizmalarının güçlendirileceği, yerli ve millî çözümlerin yaygınlaştırılacağı ve kamu/özel sektör entegrasyonunun artırılacağı bildirildi.

    Kaynak


    GLOBAL RADAR

    AB Dijital Ürün Pasaportu Sicili Taslağı Kamu İstişaresinde

    Avrupa Komisyonu, Dijital Ürün Pasaportu (Digital Product Passport – DPP) Sicili’nin işleyişini belirleyen Uygulama Tüzüğü Taslağı’nı kamuoyu görüşüne açtı; istişare süreci 29 Nisan – 27 Mayıs 2026 tarihleri arasında yürütülecek. Sicil’in dayanağı olan 2024/1781 sayılı Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Tüzüğü (ESPR), AB pazarına sürülen ürünler için merkezi bir kayıt altyapısının 19 Temmuz 2026’ya kadar kurulmasını zorunlu kılıyor. Komisyon’un istişareye açtığı taslak ise bu altyapının işleyiş kurallarını belirliyor. Buna göre Sicil, ürünün tam teknik verilerini barındırmayacak; yalnızca benzersiz ürün kimliklerini ve veri taşıyıcılarını (data carriers) içerecek. Ürünün asıl pasaport verileri ekonomik operatörler veya yetkili DPP hizmet sağlayıcıları tarafından tutulmaya devam edecek. Taslak ise verilerin doğrulanması, erişim kuralları ve sistemler arası iletişim gibi teknik düzenlemeleri kapsıyor.

    DPP zorunluluğu, tek bir genel düzenlemeyle değil, ürün grubuna göre çıkarılacak yetki devri tüzükleriyle (delegated acts) kademeli olarak yürürlüğe girecek. Bu takvimin ilk halkası 2023/1542 sayılı AB Pil Tüzüğü olup, 18 Şubat 2027’den itibaren belirli endüstriyel ve elektrikli araç bataryaları için DPP zorunlu hâle geliyor. Sonraki kademelerde tekstil, demir-çelik, alüminyum, lastik, mobilya ve elektronik yer alıyor. Bu yükümlülük, AB’de yerleşik üreticilerle sınırlı değil: AB pazarına ürün arz eden Türk üreticiler, ihracatçılar, ithalatçılar ve dağıtıcılar da Sicil ve DPP yükümlülüklerinin doğrudan muhatabı olacak. Bu kapsamda T.C. Ticaret Bakanlığı, istişareyi “Yeşil Mutabakat” duyuruları altında Türk paydaşların görüşüne sundu.

    Uzaktan eğitim, çevrimiçi mülakat ve biyometrik doğrulama uygulamaları Türkiye’de de giderek yaygınlaşmaktadır. KVKK, 6698 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca biyometrik veriyi özel nitelikli kişisel veri olarak düzenlemekte olup koruma rejimi bu bakımdan GDPR ile örtüşmektedir. AEPD’nin “1’e 1 kimlik doğrulamanın biyometrik veri niteliğini ortadan kaldırmayacağı” yönündeki tespiti ile etki değerlendirmesinin zamanlama gerekliliğine ilişkin vurgusu, benzer uyuşmazlıklarda Kurul’un da referans alabileceği emsal niteliğinde değerlendirilebilir.

    AB Linki

    TR Linki

    AI Telif Hakkı Davalarında Kritik Eşik: Bartz v. Anthropic

    ABD Kuzey Kaliforniya Federal Bölge Mahkemesi’nde görülen Bartz v. Anthropic davasında karar duruşması 14 Mayıs 2026’da yapılacak. Üç yazarın (Andrea Bartz, Charles Graeber, Kirk Wallace Johnson) sınıf temsilcisi olarak açtığı davanın temelinde, davalının LibGen ve PiLiMi gibi gölge kütüphanelerden indirilen yaklaşık 7 milyon korsan kitap kopyasının büyük dil modeli eğitiminde kullanılması iddiası yer alıyordu.

    Hâkimin özet kararı, AI eğitiminde telif hukukunun uygulanmasına ilişkin ilk kapsamlı federal değerlendirme niteliğindedir. Karar, adil kullanım (fair use) analizini iki ayrı kullanım üzerinden yürütmüştür: yasal yollarla edinilmiş kitapların eğitim amacıyla kullanımı “quintessentially transformative” (özünde dönüştürücü) bulunarak fair use kapsamına alınmış; buna karşılık korsan kopyaların “merkezi kütüphane” oluşturmak amacıyla depolanması fair use savunması dışında bırakılmıştır. Mahkeme ayrıca, satın alınmış basılı kitapların dijitalleştirilmesini “salt format değişikliği” olarak nitelendirmiş ve bu işlemi de fair use kapsamında değerlendirmiştir.

    Kararın yapısal etkisi iki yönlüdür: birincisi, “eğitim verisinin yasal kaynaktan elde edilmesi” yükümlülüğünü AI sağlayıcıları için bir uyum standardı haline getirmesi; ikincisi, sınıf davası mekanizmasının AI telif uyuşmazlıklarında işlerlik kazanmış olması. Karar, halihazırda derdest olan Kadrey v. Meta, NYT v. OpenAI ve Concord Music v. Anthropic davaları başta olmak üzere sektördeki diğer uyuşmazlıklar bakımından emsal değer taşımaktadır.

    Kaynak: Bartz et al. v. Anthropic PBC, No. 3:24-cv-05417 (N.D. Cal.)

    Georgia Yüksek Mahkemesi’nden AI Kullanan Savcıya Ceza 

    Georgia Yüksek Mahkemesi, 5 Mayıs 2026 tarihli Payne v. The State (S26A0459) kararında, Clayton County Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Deborah Leslie’nin Yüksek Mahkeme’de temsil yetkisini altı ay süreyle askıya aldı. Karar, Hannah Payne’in cinayet hükmü nedeniyle yeniden yargılama talebine karşı Leslie tarafından hazırlanan dilekçeler ile Leslie’nin büyük ölçüde kaleme aldığı ilk derece mahkemesinin red kararında, var olmayan veya iddia edilen önermeyi desteklemeyen çok sayıda içtihat atfı tespit edilmesi sonucu verildi.

    Mahkemenin 20 Mart 2026 tarihli ek dilekçe talebine karşılık Leslie, 27 Mart’ta sunduğu yeminli beyan eşliğindeki dilekçesinde yapay zeka yazılımı kullandığını, üretilen atıfları bağımsız olarak doğrulamadığını ve gelecekte halüsinasyon ürünü atıfların önüne geçmek için tedbirler aldığını kabul etti. Leslie ayrıca, ilk derece mahkemesi nezdindeki dilekçesinde Yüksek Mahkemece tespit edilen dokuz atfın yanında, on iki ek atfın daha yapay zeka tarafından üretildiğini, doğrulanmadığını ve iddia edilen önermeyi desteklemediğini bildirdi; temyiz dilekçesinde de dokuz ayrı içtihada dayanmaktan vazgeçti.

    Temsil yetkisinin askıya alınmasının yanı sıra Leslie’nin etik, dilekçe yazımı ve yapay zeka yazılımının hukuk sisteminde uygun kullanımı konularında on iki saat ek sürekli hukuk eğitimi alması zorunlu kılındı. Mahkeme ayrıca ilk derece mahkemesinin Eylül 2025 tarihli red kararını yok hükmünde sayarak dosyayı, yeni kararın taraflarca hazırlanmaması ve halüsinasyon ürünü atıf içermemesi koşuluyla, yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderdi.

    Kaynak: Georgia Supreme Court Decision (S26A0459 — Payne v. The State, 5 Mayıs 2026)

    Fransa Senatosu’ndan AI “Kullanım Karinesi“

    Fransa Senatosu, 8 Nisan 2026 tarihli oturumunda üretici yapay zeka sağlayıcılarının kültürel içerikleri kullanımına ilişkin kanun teklifini oy birliğiyle kabul etti. Düzenleme, telif hukukunun temel dengesini yapay zeka çağına uyarlamayı amaçlayan ilk somut yasal adım niteliğinde.

    Yasanın getirdiği temel mekanizma, ispat yükünün tersine çevrilmesidir. Bundan böyle bir eserin AI modelinin geliştirilmesinde, dağıtılmasında veya ürettiği çıktıda kullanıldığını olası kılan bir emare bulunduğunda, bu eserin AI sağlayıcısı tarafından kullanıldığı kanunî karine olarak kabul edilecek; aksini ispat yükümlülüğü AI sağlayıcısına geçecek. Bugüne kadar telif hak sahipleri, eserlerinin küresel AI modellerinin eğitim verilerinde kullanıldığını teknik olarak ispatlamakta yapısal bir asimetriyle karşı karşıyaydı; yeni rejim bu dengeyi tersine çeviriyor.

    Conseil d’État (Danıştay), 19 Mart 2026 tarihli görüşünde teklifin hem Fransız Anayasasına hem AB hukukuna uygun olduğunu teyit etti; yalnızca terminolojik bir değişiklik önererek “sömürü” (exploitation) yerine “kullanım” (utilisation) ifadesinin tercih edilmesini tavsiye etti ve bu öneri yasaya yansıtıldı. Düzenlemenin pratik etkisi geniş tutuldu: yeni rejim derdest davalara da uygulanacak; yalnızca kesinleşmiş kararlar bu kapsamın dışında bırakıldı.

    Kaynak


    LEGALTECH SAHNESİ

    Courtlistener’dan İçtihat Verisinde Yeni Hamle

    ABD’nin önde gelen hukuk verisi sivil toplum kuruluşu Free Law Project (FLP), kamuya açık hukuk veritabanı CourtListener’a 2018 sonrası yayımlanmış yaklaşık 2,5 milyon sayfalık içtihat raporunu dijitalleştirerek ekleyeceğini duyurdu. 200.000 sayfası tamamlanan çalışmanın sonbahara kadar bitirilmesi öngörülüyor. Girişim, Harvard Hukuk Kütüphanesi tarafından 2024’te aktarılan yaklaşık 9 milyon tarihi içtihatın bıraktığı yerden devam ederek veri tabanındaki boşluğu kapatıyor.

    CourtListener verileri, yapay zeka destekli hukuki araştırma araçlarının eğitimi ve sorgulanmasında giderek belirleyici bir kaynağa dönüşüyor; FLP, verilerini başka kuruluşlara da açık bıraktığı için pek çok hukuk girişiminin altyapısını besliyor. FLP yürütücüsü Mike Lissner, mahkemelerin yayıncıdan bağımsız ve kurumsal olarak atanan nötr atıf sistemine geçmesi ile kararlarını doğrudan CourtListener’a yüklemesi yönündeki çağrılarını sürdüreceklerini belirtti.

    Kaynak


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    Pandemi Sonrası Kira Uyuşmazlıklarında Kiraya Verenin Hapis Hakkı

    Av. Batuhan BULUT, LL.M.

    “…Buna göre hapis hakkı, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedeli için söz konusu olur. Bu düzenleme, hapis hakkının her türlü alacak için değil, kira ilişkisinin tipik borcu olan kira bedeli açısından ve sınırlı bir dönem için tanınmış bir güvence olduğunu gösterir…”

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Apilex Bülten #1

    Apilex Bülten #1

    27 Nisan – 3 Mayıs tarihleri arasında hukuk ve teknolojinin kesişimindeki gelişmeler

    TÜRKİYE GÜNDEMİ

    AYM, TFF Tahkim Kurulu Atama Sistemini İptal Etti

    Anayasa Mahkemesi, TFF Tahkim Kurulu üyelerinin TFF Yönetim Kurulu tarafından belirlenmesini öngören düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek; bu süre içinde TBMM’nin yeni bir düzenleme yapması gerekiyor. AYM, Tahkim Kurulu’nu bir disiplin organı olarak değil, yargı işlevi yerine getiren ve kanunla kurulmuş bir mahkeme olarak nitelendirdi. Bu nitelendirme, Anayasa’nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin kurul üzerinde doğrudan uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. 

    İptal gerekçesinin temelinde, Tahkim Kurulu’na taşınan uyuşmazlıklarda TFF’nin çoğunlukla bizzat taraf konumunda bulunması, buna karşın kurul üyelerinin tamamının yine TFF Yönetim Kurulu tarafından belirlenmesi yatıyor. Futbol kulüpleri, sporcu ve teknik kadro üyeleri ile hakemler, bu atama sürecinde herhangi bir etkiye sahip değildi. Mahkeme, mevcut yapının tarafsız bir yargılama ortamı yaratmadığını tespit ederek yapısal bir çelişki olduğunu saptadı.

    Kaynak: Anayasa Mahkemesi E.2022/85, K.2025/131

    Yapay Zeka Ekosistemine Sektör İncelemesi

    Rekabet Kurulu, üretken yapay zeka ekosisteminin piyasa yapısı üzerindeki etkilerini değerlendirmek üzere kapsamlı bir sektör incelemesi başlattı. İnceleme; temel modellerin geliştirilmesinde belirleyici olan veri, hesaplama gücü ve finansmana erişim koşullarını, büyük teknoloji şirketlerinin dikey bütünleşik yapılar kurarak rekabeti nasıl şekillendirdiğini ve yapay zekanın mevcut platformlarla entegrasyonundan doğabilecek kendini kayırma, dışlama ve bağlama risklerini kapsıyor. Kurul, son dönemde değerlendirdiği birleşme ve devralma işlemlerinin önemli bir kısmının yapay zeka boyutu taşıdığını da vurguluyor. 

    Kaynak

    Yeni Yemek Bedelinde SGK Prim İstisnası 300 TL

    Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, işverence iş yeri dışında sağlanan yemek yardımının günlük 300 TL’ye kadar olan kısmı sigorta primine esas kazançtan muaf tutulacak. Düzenleme 17 Nisan 2026’dan itibaren geriye dönük yürürlüğe girdiğinden, Nisan 2026 dönemi bordrolarının yeni tutar üzerinden düzenlenmesi gerekiyor. Muafiyet yemek kartı, çek, kupon veya nakit gibi tüm ödeme araçları için geçerli; iş yerinde veya müştemilatında doğrudan sunulan yemek hizmetlerinde ise prim muafiyeti tutar sınırı olmaksızın uygulanmaya devam ediyor. Önceki sınırın 158 TL olduğu dikkate alındığında, yeni düzenleme yaklaşık iki katlık bir artışa karşılık geliyor. Belirlenen eşik, bundan sonra her yıl yeniden değerleme oranında otomatik olarak güncellenecek.

    Kaynak

    Rekabet Kurumu’nun 2025 Raporu Dijital Piyasaları ve Veri Temelli Denetimi Öne Çıkarıyor

    Rekabet Kurumu’nun 2025 Yıllık Raporu, kurumun gündeminin klasik rekabet ihlalleriyle sınırlı kalmadığını; dijital piyasalar, bilişim teknolojileri, platform hizmetleri ve veri temelli denetim araçlarının da giderek daha merkezi hale geldiğini gösteriyor. Rapora göre 2025’te toplam 530 nihai karar alındı, yaklaşık 12,1 milyar TL idari para cezası uygulandı ve 416 birleşme-devralma işlemi incelendi. Birleşme-devralma dosyalarında bilişim teknolojileri ve platform hizmetleri en yoğun sektörlerden biri olarak öne çıkarken, Kurum stratejik hedefleri arasında dijital dönüşüme uyumlu mevzuat güncellemesi ve delil elde etme araçlarının geliştirilmesini de sayıyor. Rapor, hukukçular için dijital pazarlar ve teknoloji işlemlerinde rekabet riskinin daha yakından izleneceği bir döneme işaret ediyor.

    Kaynak: Rekabet Kurumu, 2025 Yıllık Rapor


    GLOBAL RADAR

    AEPD’den Sınavda Yüz Tanımaya 160.000 Euro Ceza

    İspanya Veri Koruma Otoritesi (AEPD), Valencia Avrupa Üniversitesi’ne çevrimiçi sınavlarda uyguladığı yüz tanıma tabanlı kimlik doğrulama sistemi gerekçesiyle 200.000 Euro idari para cezası verdi; gönüllü ödeme indirimi kapsamında uygulanan tutar 160.000 Euro olarak kesinleşti. Karar iki temel ihlale dayanıyor: GDPR’ın 9. maddesi uyarınca özel nitelikli verilerden sayılan biyometrik veri için geçerli rıza alınmaması ve 35. madde uyarınca veri koruma etki değerlendirmesinin (DPIA) işlem başlamadan önce yapılmaması. İlgili olayda üniversite, sınavdan yalnızca bir gün önce öğrencilere gönderdiği form aracılığıyla onları ya yüz tanıma sistemine onay vermeye ya da sınavı ileri bir tarihe ertelemeye yönlendirdi. AEPD, bu yöntemle elde edilen onayın GDPR’ın aradığı “özgürce verilmiş rıza” ölçütünü karşılamadığına hükmetti. Gerçek bir alternatif sunulmaksızın ve zaman baskısı altında alınan onay, Tüzük anlamında geçerli bir rıza olarak kabul edilmedi. 

    Uzaktan eğitim, çevrimiçi mülakat ve biyometrik doğrulama uygulamaları Türkiye’de de giderek yaygınlaşmaktadır. KVKK, 6698 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca biyometrik veriyi özel nitelikli kişisel veri olarak düzenlemekte olup koruma rejimi bu bakımdan GDPR ile örtüşmektedir. AEPD’nin “1’e 1 kimlik doğrulamanın biyometrik veri niteliğini ortadan kaldırmayacağı” yönündeki tespiti ile etki değerlendirmesinin zamanlama gerekliliğine ilişkin vurgusu, benzer uyuşmazlıklarda Kurul’un da referans alabileceği emsal niteliğinde değerlendirilebilir.

    Kaynak: AEPD, Karar No: EXP202405320

    EDPB’den Yeni Veri Aktarım Aracı: Europrivacy

    Avrupa Veri Koruma Kurulu’nun (EDPB), son genel kurulunda önemli kararlar alındı:

    Europrivacy Sertifikasyonunun Tanınması

    Kurul, Europrivacy sertifikasyon kriterlerini GDPR’ın 42. ve 46. maddeleri çerçevesinde uluslararası veri aktarımında kullanılabilecek bir Avrupa Veri Koruma Mührü olarak onayladı. EDPB’nin veri transferi aracı olarak tanıdığı ilk sertifikasyon programı olma özelliğini taşıyan bu düzenlemeyle birlikte, Avrupa dışındaki veri alıcıları işledikleri kişisel veriler bakımından bu sertifikaya başvurabilecek. Söz konusu gelişme, Avrupa’daki veri sorumlularının “uygun güvenceler” sağlama yükümlülüğünün yerine getirilmesini de önemli ölçüde kolaylaştıracak.

    Bilimsel Araştırma Amaçlı Veri İşlemeye İlişkin Kılavuz

    Kurul, bilimsel araştırma amacıyla kişisel veri işlenmesine yönelik kılavuz ilkeleri kabul etti. Kılavuzda yapay zeka destekli araştırmalar ayrıca ele alınarak; “bilimsel araştırma” kavramının GDPR kapsamındaki içeriği ise altı temel kriter çerçevesinde tanımlandı.

    Anonimleştirme Kılavuzu için Sprint Ekibi

    Uzun süredir beklenen anonimleştirme kılavuzunun yaz aylarına kadar tamamlanabilmesi amacıyla özel bir çalışma ekibi (sprint team) oluşturuldu.

    Türkiye Açısından Değerlendirme

    Bu gelişmeler arasında Europrivacy sertifikasyonu, Türk hukuku uygulayıcıları için kritik. GDPR kapsamında Avrupa’dan kişisel veri toplayan Türk şirketleri; SaaS sağlayıcılar, veri işleyen hukuk büroları ve bulut hizmeti sunan teknoloji firmaları artık standart sözleşme maddeleri (SCC) dışında somut bir uyum aracına daha sahip olacak. KVKK ile GDPR arasındaki uyum boşluğunu kapatmaya çalışan işletmeler açısından bu gelişme, pratik değer taşıyan yeni bir seçenek sunmaktadır.

    Kaynak

    ABD’de Yüz Tanıma Sistemi Hatasından Kaynaklanan Tutuklama Davası 

    Amerika Birleşik Devletleri’nde Jason Killinger isimli yurttaş, yapay zeka tabanlı yüz tanıma sisteminin hatalı eşleştirmesi sonucunda 12 saat boyunca gözaltında tutulmasının ardından Reno şehri aleyhine tazminat davası açtı. Bir kumarhane ortamında yaşanan olayda sistem, Killinger’ı daha önce mekâna girişi yasaklanmış başka bir şahısla “%100 eşleşme” olarak tanımladı. Görevli polis memuru, tutuklama işlemini uygulamadan önce Killinger’ın yanında bulundurduğu üç ayrı kimlik belgesini incelemeksizin gözaltı kararını icra etti. Federal Yargıç, davanın yalnızca işlemi gerçekleştiren memur aleyhine değil, doğrudan Reno şehri tüzel kişiliği aleyhine de yürütülmesine olanak tanıdı. Davacı vekilleri, Reno belediyesinin polis teşkilatını yüz tanıma araçlarının hukuka uygun kullanımı konusunda yeterli biçimde eğitmediğini ileri sürerek; bu yapısal eksikliğin yıllar içinde çok sayıda hatalı tutuklamaya zemin hazırladığını iddia etti. Dava dilekçesinde, söz konusu uygulamanın “münferit bir görevlinin hatalı tutumundan ibaret olmadığı; aksine yüzlerce belediye personelinin yıllar boyunca aynı yöntemle binlerce tutuklama gerçekleştirdiği yaygın bir kurumsal alışkanlıktan kaynaklandığı” ifade edildi. Tazminat tutarına ilişkin bir talep henüz sayısallaştırılmamış olmakla birlikte, dosyada cezai tazminat, vekalet ücreti ve kelepçeleme sırasında oluşan bedensel zararın karşılanması talepleri de yer aldı.

    Kaynak

    ABA Yuvarlak Masası: Hukukta Yapay Zeka

    Amerikan Barolar Birliği’nin (ABA) yayın organı Law Practice Magazine, Mart-Nisan 2026 sayısında “AI Today and Tomorrow” başlıklı bir yuvarlak masa çalışması yayımladı. Uygulayıcı avukatlar, baro yöneticileri ve hukuk teknolojisi sektörü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen söyleşi, yapay zekanın hukuk pratiğinde artık dönemsel bir gündem maddesi değil, kalıcı bir tartışma ekseni hâline geldiğine işaret etti.

    ABA’nın Aralık 2025’te yayımladığı AI Task Force Year 2 Report, yapay zekanın artık deneysel bir teknoloji olmadığını; “hukuk pratiği, mahkemeler, hukuk eğitimi ve adalete erişim alanlarında çekirdek altyapıya dönüştüğünü” kayıt altına almıştı.

    Ayrıca yapay zeka destekli süreçlerin sağladığı zaman tasarrufunun saat bazlı ücretlendirme modelleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı sorusu giderek daha fazla tartışılıyor. Bu tartışmanın Türkiye’de de asgari ücret tarifesi ve müvekkil ilişkisinin yeniden yapılandırılması bağlamında yakın vadede gündeme geleceği öngörülüyor. ABA’nın meslek içi rehberlik üretme, etik görüş oluşturma ve sürekli eğitim sağlama kapasitesi, Türkiye barolarının kurumsal dönüşümü için karşılaştırmalı bir ölçüt oldu.

    Kaynak


    LEGALTECH SAHNESİ

    Mahkemelerde Yapay Zeka Halüsinasyonları

    Hukuk alanında yapay zeka kaynaklı içtihat halüsinasyonları, 2026 itibarıyla artık münferit olaylar olmaktan çıkmış, küresel bir olguya dönüşmüştür. 

    Akademisyen Damien Charlotin tarafından hazırlanan AI Hallucination Cases’e göre yalnızca Nisan ayı içinde dünyanın çeşitli yargı çevrelerinde 70’i aşkın halüsinasyon vakası listelenmiştir. Bu, ortalama olarak her gün iki ila üç yeni vakanın kayda geçtiği anlamına gelmektedir. Söz konusu vakaların önemli bir bölümü doğrudan avukatlara aittir.

    Halüsinasyon durumunda verilen yaptırımlar arasında dilekçenin iptali, davanın reddi, baroya disiplin sevki, ek hukuk eğitimi yükümlülüğü ve para cezaları yer almaktadır. Para cezaları 1.000 ABD dolarından başlayıp 17.200 ABD dolarına kadar çıkmıştır. Aynı dönemde Wall Street’in köklü hukuk firması Sullivan & Cromwell de bir iflas davasında uydurma içtihat içeren bir dilekçe sunduğunu kabul ederek özür dilemek zorunda kalmıştır.

    Kaynak


    APİLEX LEGAL’DEN OKUMA ÖNERİSİ

    Apilex Legal, hukuk alanında nitelikli içerik üretimini destekleyen bir platform olarak farklı disiplinlerden hukukçuları aynı çatı altında buluşturuyor. Güncel meselelerin çoklu bakış açılarıyla ele alındığı, akademisyenlerin ve uygulayıcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşabildiği erişilebilir bir içerik alanı sunuyor. Bültenimizin bu bölümünde her hafta Apilex Legal’de yayımlanan bir makaleyi öne çıkarıyor olacağız.

    İdarenin Sanatla İmtihanı: Hangi Sanat?

    Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Kula

    ‘’…Kamu kaynağı söz konusu olduğunda idarenin denetimi tabii ki de beklenir ve gerekir. Örneğin idare, teşvik verilen bir filmin çekilip çekilmediğini takip etmelidir. Fakat sanat teşviklerinin bir “havuç” değil, adeta bir “sopa” olarak kullanılması otosansüre yol açabilir veya sanat özgürlüğüne müdahale anlamına gelebilir. Bu da idarenin kolluk faaliyeti ile müdahale edemeyeceği bir sanata teşvikler aracılığı ile müdahale etme riskini barındırır. Bir hukuk devletinde idarenin sanat özgürlüğünü ihlal eder nitelikte teşvik kriterleri koyması veya eserlere müdahalede bulunması söz konusu olmamalıdır…’’

    🔗 Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.